MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen adresinde haciz yapıldığını, ticaret sicil kayıtlarında halen davalının değil, borçlu şirketin bu adreste göründüğünü, haciz esnasında davalı 3. kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, ancak icra takibi devam ederken bu iş yerinin davalı tarafından devralındığını, bu nedenle devralan davalının da bu borçtan sorumlu olduğunu belirterek, davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili; müvekkili şirketin haciz yapılan bu taşınmazı 2012 yılında tapu malikinden satın aldığını, borçlu ile müvekkili şirket arasında hiçbir bağlantı olmadığını, müvekkili şirketin bu yeri satın aldıktan sonra tüm malzeme, araç ve gereçleri de bizzat kendisinin satın aldığını beyan ederek, davanın reddini, haksız ve kötü niyetle yapılan bu haciz nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, üçüncü kişi şirketin borçlu şirketin sözleşmesi sona erdikten sonra başka bir akaryakıt firması ile anlaşarak akaryakıt istasyonu işletmeye başladığı, borçlu şirketin farklı bir firma adı altındaki işletmesine ait lisansının bittiği, üçüncü kişi şirketin yeniden bayilik başvurusu olduğunun bildirildiği, bu bakımdan lisans devrinin söz konusu olmadığı, mahcuzlara ilişkin faturalar ile EPDK lisansına ilişkin başvuru ve belgeler, iş yeri ruhsatı, bayilik sözleşmelerinin sunulduğu hacizde borçlu şirkete ait bir belgeye rastlanmadığı, şirketlerin ortaklık yapıları arasında da bir benzerlik bulunmadığı dikkate alındığında, davalı üçüncü kişinin İİK.nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatladığı gerekçesi ile davanın reddine, mahcuzların değerinin % 20’si olan 3.570,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, alacaklının İİK'nın 99. maddesine dayalı, istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Anılan kanun maddesinde tazminata ilişkin düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle davacı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulüne, 1. hüküm fıkrasının 1. bendindeki '' Haczedilen malın değerinin % 20'si olan 3.570,00TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' cümlesinin çıkartılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK'nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 05.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.