MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, 1437 ada 36 parsel taşınmazın 3/12 hissesinin ...’ye 6/12 hissenin ... oğlu ...’a ve 3/12 hissesinin ise ...kızı ...’e ait olduğunu, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/1040 esas ve 2010 /1305 Karar sayılı ilamı ile bu taşınmaz maliklerinin çevreden bilinip tanınmadıkları gerekçesiyle kayyım tayin edildiğini, ancak ...’nin oğlunun ... olduğunu ve bu kişi tarafından taşınmazın 23.07.1976 tarihinde noter satış vaadi ile ...’e satıldığını, ... ise taşınmazın tamamını 1985 yılında davacıların babaları ...’e sattığını, ...’in ise 2010 yılında vefatı üzerine taşınmazın intikal ettiği davacılar adlarına tapuda tescilini talep ettiklerini ancak ...kızı ... ve ...'ın bulunamadığını, zaten bu kişilerin taşınmazı senetsizden taşınmazı ... devrettiklerini, ... tek mirasçısı olduğunu ve onun da vefatından sonra tek mirasçısının ... olduğunu ...’nun ise 2009 yılında ...’in oğlu ...’e taşınmazın satışı için yetki verdiğini, 28 yıldır davacıların kullanımında olan taşınmazın devir işlemlerinin sağlanabilmesi için bu vekaletnamenin yetersiz kaldığını, 28 yıldır davacılar kullanımında olan bu yere kayyım tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.10.2010 gün 2009/1040 esas ve 2010/1305 karar sayılı kayyımlık kararının kaldırılmasını talep etmiş; davalı ... vekili; davanın reddini savunmuş; mahkemece; davanın kabulü ile ... adına tapuda kayıtlı 3/12 hisse üzerindeki mahkemenin 05.10.2010 tarih 2010/1040 Esas ve 2010/1305 Karar sayılı ilamı ile ile atanan ... İl Defterdar'ının kayyımlığının kaldırılmasına dair verilen karar davalı ... ( kayyım ) vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamında yapılan araştırma ve incelemede dava konusu 1437 ada 36 parselin 138 ada 36 parselden geldiği, 23.07.1976 tarihinde Nuri ve Bergüzardan olma Mehmet Sait
-//-
... tarafından 138 ada 36 parselde ... adına kayıtlı 3/12 hisse itibariyle gayrimenkulden babası ...’nun ölümü ilehissesine intikal edecek kısmın tamamını ...’e satmayı ... 1. Noterliğinde yapılan düzenleme suretiyle gayrimenkul satış vaadi mukavelenamesi ile sattığı tespit edilmiştir. Dosya içerisinde ayrıca ...’na ait veraset ilamı mevcutsa da ve bu veraset ilamı doğrultusunda ...’nun tek mirasçısı olan ... beyanlarında ... dedesi olduğunu beyan etmişse de tapu maliki ...’nin mirasçılık belgesine rastlanılamamıştır. Yine dava dilekçesinin talep-sonuç kısmı incelendiğinde 1437 ada 36 parsel malikleri olarak görünen ..., ... oğlu ... ve ...’e kayyım atanan mahkeme kararının kaldırılması istenilmiş olup, sadece ... yönünden talepte bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde Mahkemece; davacılara, Tapu maliklerinin ve ...’nin de taraf gösterilerek açılacak dava ile, tapuda malik görünen ... ile yukarıda belirtilen noter satış mukavelenamesinde ... oğlu ... murisinin aynı kişi olduğunun tespiti açısından iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde aradaki bağlantı belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla davanın kabulü doğru görülmemiştir."
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları bu yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı hükmün HUMK'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.05. 2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy