MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, tarafların ortak mirasbırakanından kalan taşınmazlar hakkında taksim sözleşmesi ve miras payının devri sözleşmelerine dayalı olarak açılan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/310 Esas, 2007/246 Karar sayılı ilamında davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile bir kısım hisselerin davacılar adına tesciline karar verildiğini, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, ancak kararda mirasçı olan İbrahim ... mirasçılarına isabet eden hisselere ilişkin hüküm yer almadığından kararın infazının mümkün olmadığını açıklayarak dava konusu 763 , 719, 78 parsel sayılı taşınmazlar ile 78 parselde mezarlık olarak bırakılan kısımın taksim sözleşmesi, pay devri sözleşmeleri ve veraset ilamı dikkate alınarak tespit edilecek hisseler oranında davacılar adlarına tesciline, ... mirasçılarından hisselerini devretmeyen mirasçılara isabet eden payın kök muris ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... davayı kabul ettiklerini açıklamışlar, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın sözü edilen Asliye Hukuk Mahkemesinde inceleme konusu yapılıp kesinleştiği, sonrasında tavzih talebinin reddedilerek Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşmiş bir hükmün başka bir mahkeme kararı ile değiştirilmesi veya düzeltilmesi mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın kesin hüküm, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğundan reddine verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; bilindiği üzere HMK’nın 303.maddesinde “...(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir ... ” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Açıklanan hukuki bilgiler ışığında somut olaya gelince; Dairenin 15.2.2018 tarihli geri çevirme kararından sonra dosya arasına alınan ve Mahkemece kesin hüküm olarak değerlendirilen, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/301 Esas, 2007/246 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde, “Davacılar tarafından, ortak muristen intikal eden taşınmazların taraflar arasında krokiye bağlanmak suretiyle taksim edildiğini, bir kısım mirasçıların miras payının devri sözleşmesi ile hisselerini devrettiklerini ileri sürerek, 78, 719, 763 parsel sayılı taşınmazların dava dilekçesine ekli krokide harflendirilmek suretiyle kime verildiği belirtilen kısımların ifrazının mümkün olması halinde ifraz edilerek müstakil parseller şeklinde tesciline, ifrazı mümkün olmaması halinde taksim sözleşmesi ve miras hissesinin satışı sözleşmeleri dikkate alınarak pay miktarlarının tespiti ile paylı mülkiyet olarak tesciline, 117 nolu parselin ..., 120 nolu parselin ... adlarına tapuya tesciline karar verilmesi talep edilmiş, Mahkemece, 763, 78 ve 719 parsellerin ifrazının mümkün olmadığı, taraflar arasında düzenlenen yazılı taksim sözleşmesi, taksim krokisi, hisse devir sözleşmesine dayalı olarak tanzim edilen bilirkişi raporu gereğince, 719 parselin tapu kaydının iptali ile taşınmazın tamamı 33530 hisse kabul edilerek, muris ...'a isabet eden 13552/33530 oranındaki payın ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/1292-1235 Esas-Karar sayılı veraset ilamında geçen hisseleri nispetinde davacılar adına tesciline, muris ... adına kayıtlı 78 nolu parselin tapu kaydının iptali ile taşınmazın tamamı 260400 pay kabul edilerek 38941 payın davacı ..., 47754 payın davacı ..., 54859 payın ..., 87108 payın ... adlarına tapuya tesciline, mezarlık olarak bırakılan kısma tekabül eden 12061/260400 hissenin ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/1292-1235 Esas-Karar sayılı veraset ilamında geçen hisseleri nispetinde davacılar adına tesciline, muris ... adına kayıtlı 763 parselin tapu kaydının iptali ile taşınmazın tamamı 80351 pay kabul edilerek 24368 payın davacı ..., 16293 payın davacı ..., 23401 payın ..., 8498 payın ... adlarına tapuya tesciline, taksim sözleşmesine taraf olan diğer mirasçıların kendilerine düşen payları konusunda herhangi bir talepleri bulunmadığından davacının diğer paylar ve taleplerine ilişkin talebinin reddine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
Eldeki davada ise davacı taraf, taraflar arasında düzenlenen taksim ve pay devri sözleşmelerine dayalı olarak açılan davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/310 Esas, 2007/246 Karar sayılı ilamı ile 78, 763, 719 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile bir kısım hisselerin davacılar adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği, kararda mirasçılardan ... mirasçılarına isabet eden hisselere ilişkin hüküm yer almadığından, hükmün infazının mümkün olmadığı, kararın bu yönden tavzih edilmesi istemlerinin de reddolduğunu ileri sürerek, davaya konu 763, 78 ve 719 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile taksim ve pay devri sözleşmeleri dikkate alınarak davacılar adlarına tescili ile... mirasçılarından hisselerini devretmeyen mirasçılara isabet eden hisselerin kök muris... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Bu durumda, eldeki davada kesin hüküm olarak belirtilen davadaki talep sonucunda farklı olarak, önceki hükmün infaz edilememesi nedeni ile hakkında hüküm kurulmayan hisseler yönünden karar verilmesi talebini içerdiği, her iki davanın talep sonuçlarının farklı olduğu anlaşıldığından, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/301 Esas, 2007/246 Karar sayılı kararının eldeki dava açısından kesin hüküm oluşturmasından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/301 Esas, 2007/246 Karar sayılı dosyasının bu dava açısından kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilerek, işin esasının incelenerek, iddia ve savunma doğrultusunda toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.5.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy