MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, kesinleşen takip nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tüzel kişiliği haiz ticari şirket olup Tebligat Yasası'nın 12 ve 13. maddeleri tüzel kişilere yapılacak Tebligat usulünü düzenlemiştir. Anılan madde hükümlerine göre tebligatın tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılması, yetkili temsilcinin herhangi bir sebeple orada bulunmaması veya evrakı bizzat alamayacak bir halde olması durumunda tebliğin tüzel kişinin memur ve müstahdemlerinden birine yapılması gerekir. Tebligat yetkili temsilci yerine kanunda belirtilen sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin tebligat mazbatasına açıkça yazılması gerekir.
Somut olayda; takibe dayanak icra dosyasında davalı borçlu adına gönderilen ödeme emri tebliğinin iadesi üzerine ticaret sicil müdürlüğünden borçlu şirketin adresi sorulmuş olup, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirket adresi “Maslak mah. A.O.S. 52.sok. no:12/1 .../...” olarak bildirilmiştir. Borçlunun bildirilen bu adresine Tebligat Kanunu’nun 35.maddesi uyarınca ödeme emri tebliğ edilmiştir. Dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye de ilk olarak ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce bildirilen bu adrese tebliğe çıkartılmış, ancak tebligat “muhatabın adreste tanınmadığından” bahisle iade edilmiştir. Bunun üzerine davalı şirketin “...Sk. No:30 .../...” adresine TK’nun 35.maddesi uyarınca tebligat yapılmıştır. Her ne kadar davacı tarafın dosyaya sunduğu 06.03.2013 tarihli ticaret sicil gazetesinde davalı şirketin adresi “.../...” olarak gösterilmiş ise de, sonraki tarihli Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 03.08.2015 tarihli yazısı ile şirketin adresi “.../...” olarak bildirildiğine göre, davalı borçlunun en son sicil adresi haricinde bir adrese TK’nun 35.maddesi uyarınca dava dilekçesi
tebliği usulsüz olup, söz konusu tebligata dayanılarak taraf teşkili sağlandığından söz edilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi hükmüne göre hâkim davanın taraflarını dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Mahkemece dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı şirketin en son sicil adresine usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy