MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, ortaklığın giderilmesine konu olan 10298 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kendisine ait muhdesatlar bulunduğunu belirterek dava konusu muhdesatların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, duruşmada alınan beyanında, davanın husumetten reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 10298 ada 8 parselde kayıtlı bağ niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı dört odalı evin, kamelyanın, havuzun, iki adet tuvalet ve abdest alma yerinin, 33 adet 4-6 yaşındaki meyve fidanının, 18 adet 4-6 yaşındaki üzüm asmasının, ihata duvarının ve duvar üzerinde bulunan 1 adet demir kapının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin ya da mirasçılarının davada taraf olmaları gerekmektedir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın malikleri olan ..., ..., ...'a davada davalı olarak yer verilmediği; davalının murisi olduğu iddia edilen tapu malikinin belirlenmediği, davalının murisi var ise, veraset ilamının dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davada, taraf teşkilinin usulüne uygun olarak tamamlandığından bahsedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle; mahkemece, taraf teşkilinin sağlanması konusunda davacı tarafa süre ve imkan tanınması, taraf teşkili tamamlandıktan ve taraf delilleri toplandıktan sonra dosya içeriğine ve toplanacak delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, kamu düzeninden sayılan taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy