MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit-Alacak-Men'i Müdahala
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, menfi tespit ve elatmanın önlenmesine yönelik davanın kabulüne, birleşen dosyada açılan tazminat davasının reddine karar verilmiş olup hükmün davalı/birleşen dosya davacısı ...A.Ş. vekili ve katılma yoluyla davacı/birleşen dosya davalısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-birleşen dava davalısı ... vekili, davalı ...Ş. tarafından vekil edeninin arazisi üzerine izinsiz olarak telefon kablo-tesisat döşemesi yapıldığını, vekil edenine ait villanın inşaatı sırasında kablolara zarar verildiği nedeniyle hasar bedeli talep edildiğini açıklayarak vekil edeninin hasar bedeli olarak talep edilen 2.483,37 TL borcu olmadığının tespitine, vekil edeninin arazisinin kullanımını engelleyen telefon kablolarının, tesisatının kaldırılmasını, sökülmesini, vekil edeninin arazisinin eski hale getirilmesini, bu mümkün olmadığında davalının araziyi kullanım, istifade bedeli olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 3000 YTL tazminata karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı ...Ş. vekili, şirkete ait SD 20 80-04 D-1-5 lokali 150-04 KPDF AP D-1-10 E1-3 lokallerine davalı ... tarafından villa inşaatı sırasında kabloların koparılması suretiyle zarar verildiğini ileri sürerek 2.483,37 YTL zararın, hasar tarihi olan 15.3.2007'den itibaren TC ... Bakası kısa vadeli avanslara uygulanan avas faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-birleşen dava davacısı .... vekili asıl davanın, davacı-birleşen dava davalısı ... vekili birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davacı ... tarafından açılan menfi tespit davası ve el atmanın önlenmesine yönelik davaların kabulüne, birleştirilen dosya ile açılan tazminat davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı-birleşen dava davacı vekili ve katılma yoluyla davacı-bileşen dava davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Menfi tespit davası ile el atmanın önlenmesi istemlerine yönelik davaların reddine, ecrimisile yönelik istem ile birleşen davanın kısmen kabulüne dair ilk hüküm Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 30.10.2013 tarih 2013/11003 Esas, 2013/14693 Karar sayılı ilamı ile özet olarak ; ".... somut olayda taşınmazın kayıttaki niteliği arsa olup arazi değildir. Diğer taraftan taşınmaz yerleşim alanında yer almakta olup üzerinde bina bulunmaktadır. O halde anılan yasal düzenlemenin olayda uygulama yeri bulunduğu söylenemez. Buna göre, davacı-birleşen davanın davalısının davasında haklı olduğu açıktır. Öyleyse, davacının Türk Medeni Kanununun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesi ile birlikte yapılan muhtesatların kaldırılmasına, taşınmazın eski hale getirilmesine; birleşen tazminat davasının da reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir." gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davalı-birleşen dava davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı-birleşen dava davacısı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı-birleşen dava davalısı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Dosya kapsmamından, davacı-birleşen dava davalısı ... vekiline gerekçeli kararın 2.4.2015 tarihinde, davalı-birleşen dava davacısı vekilinin temyiz dilekçesinin ise 22.4.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı-birleşen dava davalısı vekili tarafından 11.5.2015 havale tarihli dilekçe ile katılma yoluyla temyiz isteğinde bulunulduğu, Mahkemece, temyiz harcının tamamlatılması için muhtıra çıkarıldığı , muhtıranın 27.5.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve 29.5.2015 tarihinde de harcın yatırıldığı görülmüştür.
Hükmü temyiz etmemiş olan tarafın, diğer tarafın temyizine cevapla hükme ilişkin itirazlarını bildirmek suretiyle hükmü katılma yolu ile temyizi mümkün (HUMK m. 433/2) ise de, bu şekilde yapılan temyizin süresi, temyiz dilekçesinin tebliğinden İtibaren on gündür. Bu süreden sonra verilen itirazların temyizen incelenmesi artık mümkün değildir. Davacı- birleşen dava davalısı vekili, hükme ilişkin itirazlarını davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliğ tarihi olan 22.4.2015 tarihinin üzerinden yasal on günlük süre geçtikten sonra, 11.05.2015 günü verdiğine göre; 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 427/4 ve 433/2. maddeleri gereğince süresinde olmayan katılma yoluyla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davaIı-birleşen dava davacısı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalı vekilinin temyiz isteğinin REDDİNE, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
75,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,89 TL'nin temyiz eden davalı/birleşen dosya davacısından alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı/birleşen dosya davalısına iadesine, 24.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy