MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerinin murisinden intikal eden ... cad. 380/2 adresinde yer alan dairenin davalı şirket tarafından kira ödenmeden kullanıldığını , daha önce vekil edenlerinden ... tarafından davalı aleyhine açılan ... 14. Hukuk Mahkemesi'nin 2009/90 Esas, 2010/206 Karar sayılı ilamı ile 2004 yılından 2008 yılına kadar haksız kullanımı karşılığında vekil edeninin miras payı oranında ecrimisile hükmedildiği ve hükmün kesinleştiğini açıklayarak davalının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğinin tespiti ile taşınmazdan tahliyesine, vekil edenlerine teslimine, 2004 yılından dava tarihine kadar haksız kullanımı nedeniyle şimdilik 19.000TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kira alacağının zamanaşımına uğradığını, tahliye edilen, fiilen kullanılmayan daire için kira talep edilmesinin mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uymak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, daha önceki gerekçeli kararda açıklanan nedenler ve tespit edilen miktarlara göre davacılara ecrimisil ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının haksız işgalinin sona erdirilmesine ve daireden tahliyesine karar verilmesi üzerine, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair önceki hüküm, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2013/22368 Esas, 2014/14187 Karar sayılı ilamı ile özet olarak " ... öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir..." gereğine işaret edilmek üzere hüküm bozulmuş, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, keşif yapılarak taşınmazın değeri belirlenerek harç ikmali sağlandıktan sonra yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 42082 ada 1 parsel (imar sonrası 63041 ada 1 parsel) sayılı taşınmazda 528/1036 hisse davacıların murisi ...Üçüncü adına kayıtlı iken, 10.12.2004 tarih 17131 yevmiye numaralı resmi senet ile yapılan taksim neticesinde mirasçı olan davacılar ..., ..., ... ve ... taşınmazdaki hisselerini diğer mirasçılara devrettiği ve taşınmazın hisseleri oranında diğer davacılar olan ..., ..., ... ve ... adlarına tescil edildiği, Hüsamettin Üçüncü'nün de 16.9.2005 tarihinde vefatı ile hissesinin mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ye intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Bozma üzerine yapılan yargılama sonrasında Mahkemece ilk hükümdeki gerekçeye atıf yapılarak bilirkişi raporunda 15.3.2007- 15.03.2012 dönemi için yapılan hesaplama sonucunda belirlenen 16.080,00TL ecrimisil bedelinin davacıların aralarındaki rızai taksime göre oluşan hisse oranları gözetilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Hükme esas alınan raporunun incelenmesinde; 15.3.2007-15.3 2012 tarihleri arasındaki dönemlere ilişkin ödenmesi gereken ecrimisil miktarları belirlendikten sonra, belirlenen miktardan her bir davacıya ödenmesi gereken bedel mirasçılar arasında yapılan rızai taksim ve arsaya ait tapu kaydına göre ayrı ayrı hesaplanmış, Mahkemece ecrimisil bedelinin davacıların aralarındaki rızai taksime göre oluşan hisse oranları esas alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesi neticesinde tapu maliki olmayan davacılar lehine de ecrimisil ödenmesi yönünde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" şeklinde mülkiyet hakkının içeriği belirlenmiştir.
Öte yandan gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hal böyle olunca, Medeni Kanunu'nun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek sadece tapu kaydında malik olan davacılar yönünden yapılan hesaplama dikkate alınarak malik olan davacılar lehine ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, tapu kaydındaki hisselerini devreden davacılar ..., ..., ... ve ... lehine ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.5.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy