MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 613 parseli davalının kardeşi ...’dan 21.6.2005 tarihinde satın aldığını, satın aldığı taşınmaza ahır ve samanlık inşa ettiğini, geçen sürede yapılar eskiyince tadilat gerektiğini, tadilat için işe başlandığında ahır ve samanlığın içinden içme ve kullanma su boru hattının geçirildiğini gördüğünü, suyun nereye gittiğini takip ettiğinde davalının ev ve bahçesine gittiğinin anlaşıldığını, davalının, müvekkilinin her zaman köyde oturmayışından istifade ederek bu su hattını izinsiz geçirdiğini, müvekkilinin su borusunun kaldırılması istemini de yerine getirmediğini, davalının müvekkiline ait ahır ve samanlıktan izinsiz olarak geçirdiği su hattının davacıya ait ahır ve samanlıkta yapılacak tadilata mani olduğunu, bu çalışmalar sırasında patlaması halinde davacıya zararlar açabileceğini,rutubet yaparak taşınmaza bu yönde de zarar vereceğini belirterek davalının haksız elatmasının önlenmesini ve boruların sökülerek kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; su borularının su taşıdığı, içinde kümesle bakıcı evi bulunan taşınmazın ½ hissesinin Namık Damgacı,1/2 hissenin ise Mahmut Damgacı’ya ait olduğunu belirterek öncelikle davanın husumetten reddini, talebin zamanaşımına uğrayıp 1 yıl içinde açılmasının gerektiğini, davaya konu su borularının en az 15 yıl önce arazinin o tarihteki malikinin rızası ile araziden geçirildiğini,davacının bu parseli alalı 5 yıl olması nedeniyle davanın usulden reddini,davacının taşınmazı satın aldığı tarihte su borularının araziden geçtiğini bildiğini, şimdi başka anlaşmazlıklar nedeniyle kötüniyetle bu davayı açtığını,su borularından gelen su ile arazideki kümes hayvanlarının ve bakıcılarının su ihtiyacının karşılandığını, su borularının geçebileceği başka uygun alan olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişiler tarafından verilen raporda tadilata boruların zarar vermeyeceği ayrıca boruların rutubete de neden olmayacağının belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden dava konusu 613 parselin 800.00 m2 arsa vasıflı olarak 21.06.2005 tarihinde davacı adına satış suretiyle tescil edildiği, 612 parselin ise 312.00 m2 ahşap ev ahır ve bahçesi vasfı ile davalı adına tapulama yoluyla 10.02.1984 tarihinde tespit gördüğü anlaşılmıştır.
Mahkemece dava konusu taşınmaz başında keşif icra edilmiş,keşif sonrası sunulan fen bilirkişisi 18.04.2014 havale tarihli raporunda su borusu hattının yaklaşık 16 m uzunluğunda olup boru hattının devamında davalının evi ve kümesine ulaştığını tespit etmiş, ... ve inşaat mühendislerinden oluşan 18.04.2014 havale tarihli raporda ise davaya konu olan boru hattının toprağın 45 cm altında olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere, mülkiyet taşınmazın kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsadığı gibi, (Türk Medeni Kanununun 718,719 md) Türk Medeni Kanununun 684. maddesi uyarınca taşınmazın bütünleyici parçaları o taşınmazın ve arzın mülkiyetine tabidir. Somut olayda bilirkişiler tarafından, davalı tarafından davacının muvafakati alınmadan veya geçit hakkı tesis edilmeden davacıya ait taşınmazın toprağının 45 cm altından su borularının geçirilmesinin davacının mülkiyet hakkına yönelik müdahale olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tadilata boruların zarar vermeyeceği ayrıca boruların rutubete de neden olmayacağının belirtilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy