MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, paydaşı oldukları ... parsel sayılı taşınmaza petrol üretim sahası olarak kullanmak üzere davalılar tarafından müdahale edildiğini ve kullanılamaz hale getirildiğini ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemişler, birleştirilen dosya davacıları da aynı talebi yinelemişlerdir.
Davalı TPAO, taşınmazın elatılan kısmının kamulaştırıldığını, kamulaştırılmadan önce de diğer davalı tarafından paydaşlara kullanım bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların haksız işgalci olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecrimisil isteğine ilişkindir
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların çekişmeli ... parsel sayılı taşınmazın paydaşı oldukları, 180.550m² büyüklüğündeki müfrez susuz tarla vasfındaki taşınmazın müdahale edilen 19.814m² 'lik kısmının ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/291-452 karar sayılı dosyası ile davalı TPAO tarafından Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma bedel tespiti davası ikame edildiği,davanın 26.07.2010 tarihinde kabulüne karar verildiği kayden sabittir.
1- Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince, davalı N.V. Turkse Perenco tarafından çekişmeli taşınmazın paydaşlarından olan bir kısım davacılara kullanım hakkı bedelinin ödendiğine dair sunulan delil dosyası Mahkemece tasnif edilmediği ve içeriğinde dava ile bağlantılı olmayan belgeler bulunduğu gerekçesiyle delil olarak değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; davalıdan savunmasında yer alan kullanım hakkı ile ilgili ödeme makbuzlarının süre verilerek istenmesi, verildiği takdirde makbuz v.b. delillerin bilirkişiye gönderilerek hesabının yapılarak adı geçen davalı için hesaplanan/hesaplanacak ecrimisil bedelinden düşülmesi gerektiği halde tasnif edilmediği gerekçesi ile delil olarak değerlendirilmeden sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
2- Bilindiği üzere, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koyması durumunda idare haksız işgalci konumunda olacaktır. Bu durumda dava konusu taşınmazda kamulaştırmaların hangi tarihte yapıldığı, kamulaştırma kararlarının kesinleşip kesinleşmediği ve taşınmazın kamulaştırma kararına istinaden hangi tarihte idare adına tescil edildiğinin belirlenmesinde zorunluluk vardır. Zira mülkiyet hakkının idareye geçmesinden sonra davacılar mülkiyet hakkına sahip olmadıkları için ecrimisil isteyemeyeceklerdir.
Hal böyle olunca; kamulaştırma işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının ve taşınmazın çekişmeli kısmının mülkiyetinin davalı kurum adına tescil edilip edilmediğinin tespit edilerek, kamulaştırma işlemleri tamamlanmış ve çekişmeli kısım idare adına tescil edilmiş ise kamulaştırma bedel tespiti davası tarihi olan 08.06.2010 tarihinden sonrası için davacılar ecrimisil isteyemeyeceğinden anılan tarih de dikkate alınarak yukarıdaki ilkeler uyarınca hesaplama yapılması gerekirken kamulaştırma işlemlerinin sonuçlanıp sonuçlanmadığı ve kamulaştırma dava tarihine dikkat edilmeden yapılan ecrimisil hesabı ile sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 11.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy