MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda mahkemece, muhtesatın tespiti davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve kabulüne, birleşen elatmanın önlenmesi ve kal davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından ve 26.02.2018 tarihli ek kararın istemi davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin 09.12.2005 tarihinde açmış olduğu 2005/775 Esas sayılı muhdesatın tespiti davasının 17 parsel için açıldığını, dava görülmekte iken mahkemece 01.12.2008 tarihli ara kararla 3923 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava dışındaki parselle ilgili muhdesat taleplerinin tefrikine karar verildiğini, 3844 ada 1 parselde bulunan 5056,79 m2 yüzölçümlü arsa üzerindeki binanın müvekkili kooperatif tarafından yaptırıldığını, tüm harcamaların kooperatifçe karşılandığını belirterek 3844 ada 1 parselde bulunan muhdesatın değerinin tespitine ve müvekkili kooperatife ait olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri ayrı ayrı beyanlarında; davanın reddini savunmuşlar, davalılardan ... vekili ise davacı kooperatife karşı elatmanın önlenmesi ve kal istemli dava açmış,bu dosya ile aralarında irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılama sonunda; yargılama sırasında dava konusu taşınmazdaki hisselerini kooperatife devreden davalılar ... mirasçıları, ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3844 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin+13 kattan oluşan yapının davacıya ait olduğunun tespitine ve davalılardan ... tarafından davacı şirkete karşı açılan elatmanın önlenmesi ve kal istemli bu dosya ile birleşen ... 2 AHM'nin 2011/135 Esas-91 Karar Sayılı dosyası nedeniyle açılan davanın HMK 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece ek kararla dairemizin geri çevirme kararı sonrasında nispi temyiz harcının yatırılmaması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin esas kararında karar harcının maktu olarak alındığı,ayrıca dosya kapsımında nispi harca tabi olan bu davada muhdesat değerine göre nispi harcın tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Dairemizce 13.11.2017 tarihli geri çevirme kararında 1 nolu kararla eksik nispi harcın tamamlanması konusunda geri çevirme yapılmış ise de; yargılama sırasında yatırılan harç ve mahkemece alınan maktu harç dikkate alındığında kararı temyiz edenden alınması gereken harcın maktu harç olması gerektiği ve geri çevirme kararı maddi hataya dayalı olup mahkemece yargılama sırasında tamamlanmayan harç miktarı dikkate alınmak suretiyle tamamlanmayan nispi harç nedeniyle hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına dair ek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan mahkemenin 26.2.2018 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek hükmün esasına yönelik temyiz incelemesine geçildi.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın mülkiyetinin aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin/ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; mahkemece 3844 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin+13 kattan oluşan yapının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de taraflar arasında az yukarıda belirtildiği gibi taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunup bulunmadığı, dolayısıyla davacı tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Muhdesat aidiyetinin tespiti davası açılmasında davacı tarafın hukuki yararının olmadığı anlaşılırsa davanın hukuki yarar yokluğundan reddine,hukuki yararın varlığı anlaşılırsa muhdesat konusu taşınmazda davalıların hisseleri değerlendirilerek nispi harcın tamamlanmasından sonra esasa girilip sonucu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar üzerinde durulmadan ve nispi harç tamamlanmadan davaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy