MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 22.01.2018 gün ve 2017/4667 Esas, 2018/973 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklılar 01.03.2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanarak 22.04.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 700,00 TL’den 01.03.2013 tarihinden 01.04.2015 tarihine
kadarki birikmiş kira alacağı 18.200,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 27.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 30.04.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, takipte bahsolunan taşınmazı müvekkilinin kullanamadığını, dosya alacaklılarının piyasaya olan borçlarından dolayı yapılan çok sayıda icra takibi nedeniyle kira konusu taşınmazın bulunduğu yere sürekli haciz işlemi uygulanmak üzere gelindiğini, öyle ki müvekkilinin alacaklıların borçları yüzünden kendi mülkiyetinde bulunan mallarının dahi haciz işlemine maruz kaldığını, bu nedenle müvekkilinin taşınmazı alacaklılardan kaynaklanan nedenlerle hiçbir zaman kullanamadığını, müvekkilinin alacaklı görünen kişilere hiçbir borcunun bulunmadığını bildirerek borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklılar icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davacı kişilerin piyasaya olan borçlarından dolayı haciz mahalli haline dönüştüğünü, müvekkilinin mallarının alacaklılar tarafından haczedildiğini ve müvekkilinin zarara uğradığını, kira alacağı ile ilgili müvekkili ile davacılar arasında pek çok hukuki ihtilaf doğduğunu, bunun üzerine bu hukuki ihtilafların 10.05.2014 tarihinde imzalanan ekli protokol ile sonlandırıldığını, davacılar ile müvekkili arasında imzalanan bu protokol ile müvekkilinin davacılar tarafından ibra edildiğini, huzurdaki davanın da ibra nedeniyle sükut etmiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının icra müdürlüğündeki itirazlarıyla bağlı olup itirazını değiştiremeyeceği, davalının kira aktine karşı çıkmadığı, davalının dosyaya sunduğu 10.05.2014 tarihli protokol gereğince borcunun olmadığına ilişkin iddiasının yerinde olmadığı, bilirkişi tarafından verilen raporun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda yapılan hesap doğrultusunda davalının borca itirazının 17.500,00 TL asıl alacak ve 1.668,04 TL faiz olmak üzere toplam 19.168,04 TL üzerinden kısmen kaldırılmasına, davalı ödemeye ilişkin belge ibraz edemediğinden ve temerrüt oluştuğundan taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 22.01.2018 tarih ve E. 2017/4667 - K. 2018/973 sayılı ilamı ile, “Ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu, vekili aracılığı ile verdiği itiraz dilekçesinde alacaklılardan kaynaklı sebepler ile taşınmazı hiç kullanamadığını ileri sürmüştür. Yargılama aşamasında 10.05.2015 tarihli protokol ibraz etmiştir. Tarafların ve dava dışı kişilerin imzalarını taşıyan protokolün 10. maddesi “İş bu protokolün içinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere ...'ın .., protokolün diğer tarafları ile arasında ve diğer taraflarında isimleri sayılanlara karşı yukarıda tarafları, icra müdürlüğü ve esas numaralı belirtilen takip dosyaları ve dayanağı senetlerden doğan alacakları dışında takibe konulmuş ya da konulmamış senetlerden dolayı başkaca hiçbir hak ve alacağı yoktur. İş bu protokolün tanzimini müteakip 7 gün içerisinde, yukarıda tarafları, icra müdürlüğü ve esas numaraları belirtilen takip dosyalarına dayanak senetler dışındaki sair tüm senetler, senetleri ellerinde bulunduran tarafça, bedelsiz olarak diğer tarafa iade edilecektir. Bu maddedeki taraflar birbirlerini gayrıkabili rücu ibra etmişlerdir.” hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektireceği gözetilerek davanın reddi gerekirken yasal olmayan gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 01.03.2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı borçlu takibe itirazında borcun tamamına itiraz etmekle birlikte, dosyaya ödemeye dair herhangi bir belge sunamamış, ancak 10.05.2014 tarihli protokol ile davacılar tarafından ibra edildiğini ileri sürmüştür. 10.05.2014 tarihli protokolün 10.maddesi ile; “iş bu protokolün içinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere ..., .........’ın protokolün diğer tarafları ile arasında ve diğer tarafların da isimleri sayılanlara karşı yukarıda tarafları, icra müdürlüğü ve esas numaraları belirtilen takip dosyaları ve dayanağı senetlerden doğan alacakları dışında, takibe konulmuş ya da konulmamış senetlerden dolayı başkaca hiçbir hal ve alacağı yoktur. İş bu protokolün tanzimini müteakip 7 gün içerisinde, yukarıda tarafları, icra müdürlüğü ve esas numaraları belirtilen takip dosyalarına dayanak senetler dışında ki sair tüm senetler, senetleri ellerinde bulunduran tarafça bedelsiz olarak diğer tarafa iade edilecektir. Bu maddedeki taraflar birbirlerini gayrikabili rücu ibra etmişlerdir” düzenlemesine yer verilmiş olup, protokol bu haliyle İİK'nun 269/c maddesinde yazılı belgelerden olmadığı Dairemizin alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektireceğinden bahisle davanın reddi gerektiğine ilişkin kararının doğru olmadığı bu defaki incelemeden anlaşılmış olmakla davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.01.2018 tarihli bozma ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 22.01.2018 gün ve Esas 2017/4667 - Karar 2018/973 sayılı bozma ilamının kaldırılarak, yukarıda açıklanan nedenle mahalli mahkemenin 19.04.2016 gün ve Esas 2015/493 – Karar 2016/367 sayılı hükmünün ONANMASINA, 35,90 TL onama harcın karar düzeltme isteyen davalıdan alınmasına ve 35,90 TL onama harcının da peşin harçtan mahsubu ile artan 38,90 TL'nin de karar düzeltme isteyen davacılara iadesine, 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy