MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Tahliye Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden reddine karar verilmiş olup mahkemenin gerekçeli kararı davacı vekiline 21.03.2017 tarihinde, davalı vekiline ise 25.03.2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilinin Mahkeme kararına karşı 22.01.2018 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz talebinde bulunması üzerine, Mahkemece 2014/178 E-2016/305 Karar sayılı dosyada 22.01.2018 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olmaması nedeniyle HMK'nin 432-426/F maddeleri uyarınca temyiz talebinin reddine karar verilmesi ve ek kararın davacı vekiline 06.03.2018 tarihinde, davalı vekiline ise 19.02.2018 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davalı vekili ek karara karşı 26.02.2018 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli kararın kendilerine usulsüz olarak tebliğ edildiği itirazıyla temyiz talebinde bulunarak, temyiz dilekçelerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması isteğinde bulunulmuştur. Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeni Tasfiye Halinde SS ... 85. Konut Yapı Kooperatifi’nin ... Sokak No: 48 B. Blok No:7 adresli taşınmazın 2009 Ocak ayından beri maliki olduğunu, davalının anılan taşınmazı hiçbir haklı sebep olmaksızın uzun yıllardan beri kiraya vererek tasarruf ettiğini, kendisine gönderilen ihtarnamelere rağmen de taşınmazdaki haksız tasarrufunu sürdürdüğünü açıklayarak davalının anılan taşınmaza vaki haksız elatmasının önlenmesini, taşınmazdan tahliyesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 10.000,00 TL ecrimisilin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı ... Proje ve Kontrol İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile vekil edeninin dava dışı eşi ... arasında ... 2. Noterliğinin 20.07.2001 tarihli ve 16956 yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi bulunduğunu, ayrıca ... 2. Noterliğinin 2 Eylül 1993 tarihli ve 44390 yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin yükleniciyle yapılmış olup buna dayanarak da gayrimenkul satışının yüklenici firma tarafından yapıldığını, müvekkili ...’ın da dava konusu taşınmazda (dairede) dava dışı eşi ...’ın yaptığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak 13 yıllık süreden beri eşiyle birlikte oturduğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafın iddiasının aksine kiraya verilmemiş olduğunu, dava konusu taşınmaz hakkında ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1003 Esas sayılı dosyasında açılmış ve derdest olan tapu iptali ve tescil davalarının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamındaki delillere göre; taşınmazın gelen tapu kaydı uyarınca 27.01.2009 gün 2792 yevmiye ile davacı Kooperatif adına kayıtlı olduğu ve davacının malik sıfatı ile bu davayı açtığı, dava dışı ... ile dava dışı şirket arasında her ne kadar bu taşınmaz yönünden satış vaadi sözleşmesi yapılmış ve 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1003 Esas 2013/515 Karar sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığı ve mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ise de, görevsizlik kararının tebliğe çıkartılmadığı ve kesinleştirilmediği, davalı tarafın her ne kadar bu dosya sonucunun beklenmesini talep etmiş ise de söz konusu talebin 30.06.2016 tarihli karar aşamasında yapıldığı ve davanın açıldığı tarih dikkate alındığında ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası ile ilgili kesinleşme işlemini de yaptırmadığı, bekletici mesele yapılmasının davayı uzatacağı, davalının son celsede, bu dosyanın sonucunun beklenmesine ilişkin talebine bu nedenle itibar edilmediği, dava konusu ..., ... 569 ada 1 nolu parseldeki B Blok 7 nolu bağımsız bölümün davacı Kooperatif adına kayıtlı olduğu ve davalının Kooperatifle de yapılan herhangi bir anlaşması bulunmadığı dikkate alındığında taşınmazı haksız olarak kullandığı kanaatine varıldığı, davacının ecrimisil talebi yönünden ise davalının 10 yıldır taşınmazı kullandığı ve davacının da bu kullanıma örtülü muvafakatının bulunduğu ve davalının davacıya çekmiş olduğu ihtarnamenin de 24.01.2014 tarihinde 3250 yevmiye numarası ile çekildiği ve ihtarname davalıya tebliğ edilemeyerek iade edildiği dikkate alındığında davacının taşınmazın davalının kullanmasına yönelik rızasını geri aldığına ilişkin bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemediğinden ve davalının söz konusu taşınmazı dava dışı şirketten konut olarak aldığı düşüncesi ile oturduğu dikkate alındığında davacının ecrimisil talep etme hakkı bulunmadığı kaanatine varıldığı şeklindeki gerekçelerle, davacı vekilinin davasının kabulü ile, dava konusu olan ..., ... 569 ada 1 nolu parseldeki B Blok 7 nolu bağımsız bölüm yönünden açılan men-i müdahale davasının kabulü ile davalının yapmış olduğu müdahalenin menine, davacı tarafın ecrimisile yönelik taleplerinin reddine karar verilip gerekçeli karar davacı vekiline 21.03.2017 tarihinde, davalı vekiline ise 25.03.2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve hükme karşı davalı vekilince 22.01.2018 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulması üzerine, Mahkemece 22.01.2018 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olmaması nedeniyle HMK’nin 432-426/F maddeleri uyarınca temyiz talebinin reddine karar verilmiş, ek kararın davacı vekiline 06.03.2018 tarihinde, davalı vekiline ise 19.02.2018 tarihinde tebliğinden sonra davalı vekilince ek karara karşı 26.02.2018 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli kararın kendilerine usulsüz olarak tebliğ edildiği itirazıyla temyiz talebinde bulunularak temyiz dilekçelerinin kabulü ile Yerel Mahkeme kararının bozulması isteminde bulunulmuştur.
Dava, tapulu taşınmazda mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, tahliye ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmünün yer aldığı, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.
Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Temyiz edilen dosyada Mahkemenin gerekçeli kararının davalı vekiline tebliğine ilişkin tebligat mazbatasında “ tevziat saatlerinde hane kapalı olup muhatabın dışarıda olduğu apartman görevlisinin sözlü beyanından öğrenildi. Tebliğ evrakı Sinanoba mahallesi muhtarlığının imzasına teslim edilerek adrese dönüldü. Muhatabın kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırılarak imzadan imtina eden apartman görevlisine haber verildi. 25.03.2017 ” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Az yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde anılan tebligatta tevziat saatinde tebligat adresinde bulunmayan muhatabın nerede olduğunun posta görevlisi tarafından araştırılmaması, muhatabın sorulduğu kişinin kimliğinin tespit edilerek tebligat mazbatasına bu kişinin adının yazılmaması ve imzasının alınmaması sebebiyle anılan tebligat usulsüzdür. Tabligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ, usulüne aykırı olarak yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligat yapılmamış sayılır. Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyesini alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır (Teb. K. md. 32/1, Teb. Yön. md. 53/1) Muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Teb. K. md 32/2, Teb. Yön. md. 53/2). Davalı vekili gerekçeli karardan sonra sunduğu 22.01.2017 havale tarihli dilekçesinde gerekçeli kararın kendilerine usulsüz olarak tebliğ edildiğini, gerekçeli karardan davalı müvekkile vergi dairesinden ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/178 Esas sayılı dosyanın karar ilam harçlarının ödeme emrinin 15.01.2018 tarihinde tebliğ edilmesiyle öğrenmiş olduklarını bildirdiğine göre davalı vekiline de gerekçeli kararın bu tarihte (15.01.2018) yapıldığı kabul edilmelidir. Bu nedenle davalı vekilinin Mahkemenin gerekçeli kararına yönelik temyiz talebi süresinde olup aynı gerekçeyle Yerel Mahkemenin davalı ... vekilinin vermiş olduğu, 22.01.2018 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olmadığından HMK’nin 432-426/F maddelerine göre temyiz talebinin reddine dair 22.01.2018 tarihli ek kararının kaldırılması karar verilerek temyiz incelemesine devam olundu.
Somut olayda, dosya kapsamından davalının dava konusu taşınmazı dava dışı eşi ...’a tebean kullandığı ve eşiyle birlikte 10 yılı aşkın süreden beri taşınmazda oturdukları anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı tarafın savunmasında bekletici mesele yapılmasını talep ettiği ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1003 Esas sayılı davacısı ..., davalıları SS ... 85 Konut Yapı Kooperatifi, ... ve ... Proje Kontrol İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti olan, dava konusu taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescil istemli olarak 15.07.2009 tarihinde açılan ve Mahkemesince 2013/515 Karar sayısı ile 19.09.2013 tarihinde görevsizlik kararı verildiği anlaşılan dosyanın sonuçlanarak verilecek kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması ve iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde karar verilerek uyuşmazlığın giderilmesi gerekirken sözü edilen dosyanın bekletici mesele yapılmaksızın yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin yukarıdaki açıklamalar kapsamında temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.