MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 07.07.2011 tarihinde satın aldığını, ihtiyaç sebebiyle tahliye edilmesi için davalıya ihtarname gönderdiklerini, aralarında kira ilişkisi bulunmadığını belirterek, davalının taşınmaza olan müdahalesinin önlenmesini ve satın alma tarihinden itibaren işleyen ecrimisilin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili beyan dilekçesinde, dava tarihi itibariyle şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğini belirterek husumete itiraz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-d maddesi hükmüne göre; tarafların dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması, dava şartlarındandır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılamaz, hüküm verilemez.
Dosya içerisindeki mevcut belgelere göre; davalı şirketin 27.12.2011 tarihinde kaydının ticaret sicilinden silindiği, davanın ise 15.05.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davada husumet ve sıfat kamu düzenine dair olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bir sermaye şirketi davadan önce tasfiyesini tamamlamış, ticaret sicilinden terkin edilmiş ve keyfiyet ilan edilmiş ise artık şirket temsilcileri veya tasfiye memurları şirket adına dava açamayacak veya açılan davada şirketi temsil edemeyecek, dava açmış veya aleyhine dava açılmış olsa bile, dava ve/veya karar tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan şirket hakkında yargılama yapılıp hüküm verilemeyecektir. Eğer ki, somut olayda olduğu gibi, aleyhine dava açılmışsa, mahkemenin tüzel kişiliğin yeniden ihyası (ek tasfiye) amacıyla dava açılması için süre vermesi, bu davanın açılması halinde sonucunu beklemesi ve yeniden ihya kararı verilmesi halinde ise buna göre davanın yeniden görülmesi gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mahkemece, davacı tarafa eldeki davayla ilgili olarak davalı şirketin ihyası amacıyla dava açması için süre verilmesi, dava açıldıktan sonra bu davanın sonucunun beklenmesi, şirketin ihyası tamamlandıktan sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra da davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.