MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar-birleşen dosyada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalıların muris ...'ın mirasçıları olduğunu, murisin sağlığında dava konusu binanın çatı katı dışındaki tüm daireleri kiraya verdiğini, 19.09.1995 tarihinde murisin vefatından sonra binada kesintisiz olarak kiracı bulunduğunu, müvekkillerinin paylarına düşen kira bedelinin davalılarca ödemediğini belirterek, dava tarihinden geriye doğru beş yıl için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için 10.000 TL ecrimisilin, aylık kira bedellerinin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, tarafların 23.02.2009 tarihinde fiili taksime yönelik sözleşme yaptığını, davacıların ihtirazı kayıt olmaksızın dairelerini teslim alması nedeniyle geçmişe dönük ecrimisil taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların geçmişe dönük ecrimisil taleplerinin anneleri olan davalı ... tarafından kendilerine ödendiğini, şehir dışında olanlara da banka hesaplarına yatırıldığını belirterek reddini savunmuştur.
Birleşen dosyada davacılar vekili; müvekkillerinin muris ...'ın ölümünden sonra dava konusu taşınmazın bakım ve iyileştirilmesi için tüm camları plastik doğrama ve ayrıca kalorifer tesisatı yaptırarak bedellerini ödediklerini, davalıların açtığı ecrimisil davasında iyileştirme giderleri ile tüm masrafların mahsubu gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere plastik doğrama ile kalorifer kazanı tesisatı ve işçilik bedellerine karşılık 7.500 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalılar vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl davanın ve birleşen davada takas mahsup talebinin kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl dosyada davalılar/birleşen dosyada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava ecrimisil, birleşen dava ise alacak isteğine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, asıl dosyada davalılar/birleşen dosyada davacılar vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince, asıl dosyada davalı/birleşen dosyada davacı taraf savunmasında 23.02.2009 tarihli fiili taksim sözleşmesine dayanmış olması ve asıl dosyada davacı/birleşen dosyada davalı tarafın bu taksime bir itirazı bulunmamasına göre, tarafların arasında dava konusu bağımsız bölümlerin paylaşımına ilişkin bir sözleşme bulunduğu, bu sözleşmeye göre 6 numaralı bağımsız bölümün davacı ...’a, 8 numaralı bağımsız bölümün davacı ...’e isabet ettiği anlaşılmaktadır. O halde, davacıların payına düşen 6 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin kullanımına yönelik araştırma yapılması, talep edilen döneme göre yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ecrimisil hesabı yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl dosyada davalılar/birleşen dosyada davacılar vekilinin yukarıda 2. bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.