MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; müvekkilinin kayden paydaşı olduğu ... ilçesi, 3301 parsel sayılı taşınmazın doğu tarafından bir bölümüne davalının enginar, limonyum çiçeği ve sair bitkiler dikmek suretiyle haksız bir şekilde müdahale ettiğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesine, taşınmazda bulunan dikili şeylerin ve her türlü tesisin yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; harici ve resmi sözleşmelerle satın almış olduğu yeri uzun süredir kullandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının sübuta eren davasının kabulüyle 28.02.2013 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokilerinde (A harfi ile ) mavi renk ile taralı olarak gösterilen 40.773 m2'lik kısma yönelik davalının vaki müdahalesinin meni ile taşınmaz üzerinde bulunan dikili şeylerin ve her türlü tesisin kaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi sonucunda; Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 2016/2957 Esas, 2016/3326 Karar sayılı ilamıyla da; dava konusu kapatılan 3301 parselde, dava açıldığı esnada davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmasa da, yargılama aşamasında 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi hükümleri uyarınca yenileme faaliyeti sonucu 101 ada 3 parsel olarak değişen çekişme konusu taşınmazda davalının pay edinerek paydaş durumuna geldiği, bu hali ile paylı mülkiyet hükümleri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği, bu husus gözetilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hüküm bozulmuştur. Bunun üzerine davacı tarafından yapılan karar düzeltme talebi ise Dairece reddedilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Yerel Mahkemece; dava konusu yerde fiilen kullandığı yer bulunan davalının, bu kullanımının TMK'nin 2. maddesi gereği korunması gerektiği, kaldı ki davalının, davacıya ait yere müdahale ettiği ya da elbirliği mülkiyetine konu taşınmazda davacının yer kullanmasına davalının engel olduğu hususları da dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, davacının dava konusu yerde 5.788,14 m2 ve 400 m2 kadar yeri olduğu, yapılan keşif ile ölçülen alanın 41.884 m2 olarak belirlendiği, ölçüm yapılan alanın içinde, davacının kullanımına bırakılan alan olup olmadığı ve davalının, davacının yerine müdahalede bulunup bulunmadığı yahut davacının dava konusu tapulu yerini kullanmasını davalının engellediği her türlü şüpheden uzak, kesin delillerle ispatlanamadığı, davacıya ait tapulu taşınmaza davalının müdahalede bulunduğu alan belirlenip ölçülemediğinden, davalının kullanımında olduğu iddia edilen kırk bin küsur metrekare alanın dikkate alınmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm bu defa davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 3301 parselin yargılamanın devamı sırasında 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi hükümleri uyarınca yenileme faaliyeti sonucu 101 ada 3 parsel olarak değiştiği, 214.968,65 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla tescilinin yapıldığı, yüzü aşkın paydaşı olduğu, davacının 6.044,81 m2, davalının ise dava açıldıktan sonra edindiği 15.114,14 m2 ile paydaş oldukları, alınan bilirkişi raporlarına göre; davalının 40.773 m2’lik alanı limonyum ekerek kullandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş da değildir.
Somut olayda, Dairece yapılan bozmada; uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözüleceği, bu doğrultuda paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaşın, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini isteyebileceği, ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağının bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, Mahkemece davacının payına karşılık kullandığı veya kullanabileceği yer olup olmadığının araştırılmadığı ve farklı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Hal böyle olunca, Mahkemece; çekişme konusu taşınmazın başında keşif yapılarak tanıkların dinlenmesi ve yukarıda belirtmiş olduğumuz ilke çerçevesinde oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.