MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Asıl Dava Elatmanın Önlenmesi, Kal, Ecrimisil -Birleşen Dava Paydaşlar Arası Elatma Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma üzerine asıl dava yönünden kabulüne, birleşen dava yönünden kısmen kabul kararı verilmiş olup hükmün davalı ... ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı; kayden maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, 4257 ada, 10 nolu taşınmazına, davalı ...’nun paydaş olduğu 9 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın taşkın olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve geriye dönük olarak 5 yıllık ecrimisil istemiştir.
Davalı, dava dışı kişiden satın almak suretiyle taşkın binayı edindiğini, uzun yıllardır binanın bu şekilde olduğunu, davacının dava açmakla kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinin kabulü, ecrimisil isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi sonucunda Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 11.05.2015 tarihli ve 2014/7085 Esas, 2015/7034 Karar sayılı ilamıyla; yıkım istekli davalarda, yıkılması istenen ve mütemmim cüz niteliği taşıyan binanın, ana nüvesinin yer aldığı taşınmaz maliklerinin tümünün davada yer almasının zorunlu olduğu, 9 parsel sayılı taşınmazın dava dışı paydaşlarının da davada yer alması, çekişme konusu taşınmazların tapu kaydındaki beyana göre 10 parsel sayılı taşınmazdaki binanın, 9 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğu belirtilmesine rağmen, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarına göre 9 parsel sayılı taşınmazdaki binanın 10 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, bu nedenle ortaya çıkan çelişkinin sebebinin açıklığa kavuşturulması ve davalının taşınmazı temellük tarihi ile dava tarihi arasında 29 gün geçtiği, bu süre için ecrimisil hesaplanıp karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama esnasında; davacı ... tarafından aynı zamanda kendisinin de paydaş olduğu 9 nolu parselin Banu dışındaki diğer paydaşlarına -... ve ...’ın mirasçıları-da dava açılmış, 9 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının kendisine, 1/3 payının ...'e, 1/6 payının davalı ...'e, 1/6 payının da diğer davalıların murisi ... adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın yıllar önce hissedarlar arasında fiilen taksim edildiğini herkesin yerinde kendilerinin kullandığı evinin bulunduğunu, taşınmazdaki payını 2002 yılında Hazineden aldığını, payına 82,64 m2 yer düştüğünü, ancak kullanmakta olduğu alanın bundan daha az olduğunu, davalıların kendi paylarından daha fazla yer kullanarak payına tecavüz ettiklerini, bu tecavüzlerinin payını satın aldığı tarihten beri devam ettiğini, bu hususta davalı ...’i defalarca şifahen uyardığını ve 2016 yılında iki tane ihtarname gönderdiğini, ...’in daha önce mevcut olan evinin bitişindeki, kendisine ait olan boş arsasını çevirmek suretiyle evine kattığını belirterek, davalıların haksız el atmalarının önlenmesini ve 7.000 TL ecrimisil ödemelerini talep etmiş, açılan bu dava eldeki dava ile birleştirilmiştir. Birleşen davada davalı ... duruşmada; payını ev olarak aldığını, aldıktan sonra herhangi bir inşaat yapmadığını, aldığı hali ile oturduğunu, tecavüz konusunda bir bilgisinin olmadığını, diğer davalılardan ...; babasından dolayı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazda annesinin oturduğunu, eskiden beri yerlerin karışık olduğunun söylendiğini, ancak kimin nereye, ne kadar tecavüzlü olduğunu bilmediğini, ... ise dava konusu yerlerin çok eski olduğunu, söylenenlere göre yerlerin birbirine geçmiş olduğu şeklinde savunma yapmışlardır.
Mahkemece, asıl dava yönünden; 9 parsel sayılı taşınmazda 03/04/2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide "t" harfi ile gösterilen 12,15 m2'lik kısmın davacıya ait 10 parsel sayılı taşınmaza müdahalesinin men'i ile taşınmazdaki "t" harfi ile gösterilen bu kısmın kal'ine, 3.891,05 TL ecrimisilin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava bakımından ise; 9 parsel sayılı taşınmazda 03.04.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide "y" harfi ile gösterilen 8,00 m2'lik kısımda davalılardan ... tarafından kullanılan yapının davacıya ait 10 parsel sayılı taşınmaza müdahalesinin men'i ile taşınmazdaki "y" harfi ile gösterilen bu kısmın kal'ine, 2.546,87 TL ecrimisilin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı ... ve birleşen davada davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava; paydaşlar arası elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, birleşen dava ise paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 9 nolu parselin 2012 belge tarihli tapu kaydına göre; iki katlı üç ev niteliğinde olduğu, paydaşlarının ..., ..., ... ve... olduğu, bitişiğindeki 10 nolu parselin ise asıl ve birleşen davada davacı olan ...’a ait olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde “Bu parsel üzerindeki binanın krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmı 9 no'lu parsele 6.13 m² tecavüzlüdür.”şerhi bulunduğu, tüm bilirkişi raporlarında ise bu durumun aksinin tespit edildiği, 9 nolu parselde bulunan Banu’ya ait binanın 10 parsele 12.15 m2 tecavüzlü olduğunun belirlendiği, Kadastro Müdürlüğünün dosyaya sunduğu plan örneği ve yapılan ölçümlemelerden çıkan sonuca göre şerhin sehven yazıldığının saptandığı anlaşılmaktadır.
1- a. Asıl dava bakımından davalı ...’nun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ...’nun sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Bozma ilamında; davalı ...’nun taşınmazı temellük tarihi ile dava tarihi arasında 29 gün olduğu ve bu süre için ecrimisilin hesaplanması gerektiği belirtilmesine rağmen Mahkemece dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
2. Birleşen davada davalı ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 9 nolu parselde taraflar paydaştır. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesi ve/veya ecrimisil isteyebilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenmesi ve/veya ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Hal böyle olunca; davacı ...’nin payından az yer kullandığını ileri sürerek açtığı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Bu itibarla birleşen dava yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, davalı ... yönünden kabul kararı verilmesi hatalıdır.
Kabule göre de;
Asıl dava yönünden; yıkım ile ilgili tüm paydaşlar davaya dahil edilmesine rağmen karar başlığında Banu dışında kalan diğer davalıların gösterilmemesi, birleşen dava yönünden ise kal talebi olmamasına rağmen kale karar verilmesi, yine birleşen davada talep 9 parsele ilişkin olmasına rağmen, müdahalenin menine ilişkin kararın 10 parsel bakımından kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan; UYAP üzerinden tapu kayıtlarında yapılan incelemede; davalı ...’nun 24.04.2019 tarihinde çekişme konusu 9 parseldeki payını dava dışı ...’a sattığı anlaşıldığından, yapılacak yargılamada el atma ve yıkım talepleri yönünden HMK 125/1 doğrultusunda bu hususun gözönünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1-a) numaralı bentte yazılı nedenlerle, asıl dava yönünden davalı ...’nun sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, reddine, asıl dava yönünden davalı ...’nun, birleşen dava bakımından ise davalı ...’ın temyiz itirazlarının (1-b) ve (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.