DAVA TÜRÜ : Şikayet
MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 08.11.2017 tarihli ve 2017/247 Esas, 2017/1024 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekilinin tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, İflas Müdürlüğünün ikinci alacaklılar toplantısında İİK’nin 228.maddesi hükmü uyarınca taraflarına istihkak davası açmak üzere 7 günlük süre verilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi; İflas Müdürlüğünce ikinci alacaklılar toplantısında davacıya istihkak davası açmak üzere 7 gün süre verildiği, davacının muhtıra tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davası açması gerekirken, şikayet yolu ile Müdürlük kararının kaldırılmasını istemesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın İİK'nin 228. maddesi hükmü kapsamında kendisine gönderilen muhtıranın tebliği ile birlikte 7 günlük yasal süre içerisinde istihkak davası açmak zorunda olduğu, iflasın tasfiyesi ile ilgili üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunması üzerine, İİK'nin 99. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, üçüncü kişiye dava açması için gönderilen muhtıra üzerine üçüncü kişinin istihkak davası açması gerekirken, ikinci alacaklılar toplantısında alınan kararın kaldırılması için şikayet yoluna başvurulmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm bu kez davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 363/1. maddesi "İcra Mahkemesince 85 inci maddenin uygulanma biçimi, icra dairesi tarafından hesaplanan vekâlet ücreti, 103 üncü maddenin uygulanma biçimi ve bu maddede düzenlenen davetiyenin içeriği, yediemin ücreti, yediemin değiştirilmesi, hacizli taşınır malların muhafaza şekli, kıymet takdirine ilişkin şikayet, ihaleye katılabilmek için teminat yatırılması ve teminatın miktarı, satışın durdurulması, satış ilânının iptali, süresinde satış istenmemesi nedeniyle satışın düşürülmesi, 263 üncü maddenin uygulanma biçimi, iflâs idaresinin oluşturulması, icra mahkemesinin iflâs idaresinin işlemleri hakkında şikâyet üzerine verdiği kararlara karşı, iflâs idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 36 ncı maddeye göre icranın geri bırakılmasına ilişkin kararları dışındaki kararlarına karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarının yedi bin Türk lirasını geçmesi şartıyla istinaf yoluna başvurulabilir" hükmünü içermektedir.
Somut olayda, istinafa konu edilen uyuşmazlık, İflas Müdürlüğü işlemine yönelik şikayet olup, az yukarıda açıklanan 2004 sayılı IİK'nin 363/1. maddesi hükmü gereğince bu konuda İlk Derece Mahkemesince verilen kararlar kesin niteliktedir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, İİK'nin 365/3. maddesi hükmü ve HMK’nin 352/B maddesi hükmü gereğince istinaf isteminin istinaf yolu kapalı olduğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.