MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; müvekkiline ait bulunan Niğde ili Bor ilçesi Badak köyü 111 ada 16 parsel numaralı tarla müvekkilinin bilgisi ve izni dışında davalı tarafından haksız olarak 2008 yılından bugüne kadar 3 yıldır ekildiğini bu nedenle 20.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 04.02.2013 tarihli talep miktarı arttırım dilekçesi ile ecrimisil istemlerini 24.000 TL ye yükseltmiştir.
Dava konusu taşınmazı davacının bilgisi dahilinde ekip diktiğini ve kira bedelini de ödediğini davacının kira bedelini aldığı halde kötü niyetli olarak açmış olduğu bu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 13.03.2013 tarihli ve 2011/444 Esas, 2013/97 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 20.000 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 26.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4.000 TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihi olan 04.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar, davalı tarafça süresinde temyiz edilmiş, hüküm Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.01.2014 tarihli ve 2013/20937 Esas, 2014/554 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; “.. Mahkemece davalının ödeme def'ine ilişkin delilleri nazara alınmadan, bu doğrultuda tanıkları dinlenmeden, taşınmazın kira sözleşmesine binaen ekildiği iddiası araştırılmadan eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi, tanıkların farklı ifadeleri de nazara alınarak bilirkişinin yıllara göre ekilen ürünü neye göre belirlediği açıklanmadan hazırlanan raporun hükme esas alınması da doğru değildir.
Kabule göre de; davacının dava dilekçesinde davalı tarafından taşınmazın üç yıl süreyle kullanıldığını belirtmesine rağmen, mahkemece talep aşılarak dört yıl üzerinden ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, davacının talepleri ile bağlı kalınarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, taraf delillerinin eksiksiz toplanması ve tartışılması, tanıkların dinlenmesi, davalının yıllara göre ektiği ürüne ilişkin tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, bilirkişiden denetime elverişli biçimde yeniden rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilmiştir.
Bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada Mahkemece; davanın esastan reddine dair karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Somut olayda, davacı taraf davalının dava konusu taşınmazı izni ve bilgisi dahilinde olmadan 2008 yılından itibaren 3 yıl süre ile kullandığını iddia etmiş, davalı ise savunmasında taşınmazı kullanmasının 01.08.2010 başlangıç, 30.08.2011 bitiş tarihli kira sözleşmesine dayalı olduğunu belirtmiştir.
Yargılama sırasında 10.09.2012 tarihinde yapılan keşif mahallinde dinlenen davacı tanıklarından Cengiz Cıvkın; dava konusu taşınmazı 2008 tarihinden itibaren davalı ...'ın ektiğini, bu yıl kimse tarafından ekilmediği, tanık ...; söz konusu tarlanın son üç yıldır iki dönem pancar bir dönem buğday olarak davalı tarafından ekildiğini ancak aralarında kiralama ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, tarafların daha önceden de ortak iş yaptıklarını, tanık ...; dava konusu taşınmazı davalının ekip biçtiğini, bu yıl tarlanın boş kaldığını, önceki iki yıl davalının pancar ektiğini, onun öncesinde ise buğday ektiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir kiralama ilişkisi olup olmadığını bilmediğini beyan etmiş, davalı tanıkları ise kiralama ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.
Yargılama sırasında davalının 01.08.2010 tarihi öncesinde kiracı olduğu ispat edilememişse de davalının dava konusu taşınmazı taraflarca imzaları inkar edilmeyen 01.08.2010 tarihli kira akdine dayalı olarak kullandığı anlaşılmıştır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat türüdür. Nitekim, 08.03.1950 tarihli ve E:1949/22, K:1950/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle;
a) Haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklindeki olumlu zarar,
b) Kullanmadan doğan olumlu zarar,
c) Malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir.
(Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve E:2004/1-120, K:2004/96 sayılı ilamı).
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan kriterlere uygun olarak ziraat mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişilerden ek rapor alınarak; davalının kiracı olarak kullanmadığı anlaşılan 01.01.2008-01.08.2010 tarihleri arası dönem için ecrimisil hesabı yaptırıldıktan sonra sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle (2.) bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.