DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili lie davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar ve araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere şimdilik 90.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacının 388 ada 37 parselde 18 nolu bağımsız bölüme yönelik davasının kısmen kabulü ile 20.757,75 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının 138 ada 1 parselde 3 nolu bağımsız bölüme yönelik davasının kabulü ile 47.500 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının 22 HU 815 plakalı araca yönelik davasının kısmen kabulü ile 5.562,50 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ile davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin dava konusu 388 ada 37 parselde 18 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan hareketle bu taşınmaz yönünden 20.757,75 TL katılma alacağına hükmedilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, taraf beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından dava dışı 5 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen bedel ile davalıya ödenen emekli ikramiyesinin dava konusu 18 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde kullanıldığı anlaşıldığına göre bu miktarların hesaplamada dikkate alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı 5 nolu bağımsız bölümün tamamının davalının kişisel malı olduğu kabul edilerek tamamı üzerinden davalı lehine denkleştirme alacağı hesaplanmışsa da; anılan taşınmazın üçüncü kişiler adına kayıtlı iken taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 11.09.1989 tarihinde satış yoluyla davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar yönünden düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Somut olayda, davacının personel müdürü olarak çalıştığı, evlilik birliği içinde düzenli ve sürekli gelire sahip olduğu belirlendiğine göre, davacının dava dışı 5 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde katkısının bulunduğu kabul edilmelidir. Açıklanan bu durum karşısında, dava dışı 5 nolu bağımsız bölümün tamamının davalının kişisel malı olduğu kabul edilerek hesaplama yapılan ve dosya içeriğine uygun düşmeyen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, tarafların dava dışı 5 nolu bağımsız bölümün edinilmesindeki katkı oranlarını, sonrasında bu oranlar da dikkate alınarak tarafların dava konusu 18 nolu bağımsız bölümün edinilmesindeki kişisel malla katkı oranlarını Daire’nin ilke ve uygulamalarına göre belirlemek suretiyle davacının dava konusu 18 nolu bağımsız bölümden kaynaklanan değer artış payı alacağı ile katılma alacağını hesaplamak, gerekirse bu hususta konusunda uzman bilirkişiden Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık gerekçeli rapor almak suretiyle hasıl olacak sonuca göre tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 811,25 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.231,41 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 14.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy