MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Erdemli İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Erdemli İcra Hukuk Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/34 Esas, 2017/172 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; borçlu şirket yetkilisinin sigortalı işçisi olması nedeni ile haciz mahallinde bulunmasının normal olduğunu, haciz yapılan işyerini dava dışı ... isimli kişiden devraldığını açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçlu şirket yetkilinin haciz sırasında hazır bulunduğunu, borçlu ile üçüncü kişi şirketin aynı ticaret ünvanını kullandıklarını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz mahallinin davacı üçüncü kişinin vergi kaydındaki adresi olduğu, davacının borçlu ile ilgisi bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 10.12.2018 tarihli ve 2018/2344 Esas, 2018/1570 Karar sayılı kararı ile; haciz sırasında borçlunun hazır bulunduğu, borçlu ile üçüncü kişinin ticaret ünvanının benzer olduğu, haciz mahallinde borçlu adına belge bulunduğu, davacının sunduğu vergi levhası tarihi borcun doğumundan sonra olduğu gibi vergi levhasında yazılı adresin de haciz adresinden farklı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya kapsamında yer alan 06.07.2009 tarihli ve 13228 yevmiye nolu vekaletname ile davalı alacaklı Av. ... ve Av. ... Gürhan'ı vekili olarak tayin etmiştir. Yargılamayı aktif olarak Av. ... Gürhan takip etmiş ise de, gerekçeli karar başlığında da vekil olarak ismi geçen ve vekaletnamede ismi yer alan vekillerden Av. ...’ye gerekçeli kararın tebliğ edildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince 22.01.2018 tarihinde kesinleştirme şerhi düzenlenmiş, davalı alacaklı vekili Av. ... Gürhan 24.01.2018 tarihli dilekçesi ile, davayı takip etmeyen, kendisinin yanından uzun süre önce ayrılan, farklı bir adreste faaliyet gösteren Av. ...’ye gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin hatalı olduğu, kesinleştirme şerhinin iptal edilerek yeniden gerekçeli karar tebliğ edilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince 26.01.2018 tarihinde talep uygun görülerek kesinleştirme şerhinin iptal edilmesine karar verilmesi üzerine, Av. ... Gürhan'a gerekçeli karar tebliğ edilmiş ve süresi içinde Av. ... Gürhan istinaf dilekçesi sunmuştur. Ne var ki, 6100 sayılı HMK’nin 75. maddesinde (1) Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir.’’ düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11.maddesinde; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır...” şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır..
Somut olayda, dosya kapsamında mevcut vekaletnamede davalı alacaklı vekili olarak hem Av. ... hem de ...'ın yer aldığı, Av. ... Gürhan yargılamayı aktif takip etmiş olsa dahi diğer avukatın azil edildiğine veya istifasına dair dosyada bilgi belge bulunmadığı, bu durumda vekaletnamede ismi geçen vekillerden birine tebligat yapılması yeterli olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin süresinde yapılmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, esasa ilişkin inceleme yapılması hatalı olmuş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.