MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-Çatma Köyü Tüzel Kişiliği, 2-Ayvadüzü Köyü Tüzel Kişiliği
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, babası ... adına kayıtlı bulunan taşınmaza davalı köy tüzel kişilikleri tarafından 2009 yılında su hattı geçirilmek suretiyle el atıldığı belirtilerek, elatmanın önlenmesi ve su hatlarının kal'ini talep etmiştir.
Davalılar, su borularının geçirilmesinde davacının rızasını bulunduğu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, düzenlenen fen bilirkişi raporunda su hattının bir bölümünün dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığı belirtildiği, taraf tanıkları ve mahalli bilirkişilerin su hatlarının özel idare tarafından yapıldığı iddiasını doğruladığı, davalı köyler tarafından hali hazırda kullanılan tek kaynağın dava konusu hatlar ile temin edildiği, İl Özel İdaresi tarafından su hatlarının geçirildiği güzergahtaki taşınmazlara ilişkin kamulaştırma yapılmadığı hususunun bildirildiği, davacı duruşma beyanlarında taşınmazı ileride kullanmak istediğinde su hatlarının kendisine engel olacağını ifade ettiği, ziraat bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taşınmaz üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet bulunmadığı, raporda geçirilen su hattının tarımsal faaliyete engel olmayacağı belirtildiği, bu anlamda davacının güncel hukuki korunmayı gerektirir bir menfaatinin bulunmadığı gibi davacı tarafından ikame edilen Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/60 Esas sayılı dosyasının iş bu dava dosyası ile tarafları, dava konusu ve dava sebepleri aynı olduğu ve şekli anlamda kesinleşmediği ğerekçesiyle, HMK'nin 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, derdestlik dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Derdestlik; tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın görülmekte iken ikinci kez açılmış olmasıdır. Dava dilekçeleri incelendiğinde eldeki temyize konu davada davacı taraf, elatmanın önlenmesi ve kal talep etmiştir. Derdestliğe konu edilen Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/60 Esas dosyasındaki dava dilekçesi incelendiğinde ise davacı tarafın elatmanın önlenmesi ve tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Her iki davanın tarafları aynı ise de dava konusu izah edildiği üzere farklı olup derdestlik durumu söz konusu değildir.
Mahkemenin esasa yönelik davacının güncel hukuki korunmayı gerektirir bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki ret gerekçesi de yerinde değildir. Somut olayda dosya kapsamı incelendiğinde, kal'i istenen su boruları geçirilen taşınmazın 11.11.1980 tarihli ve 780/29 Esas, 980/252 Karar sayılı mahkeme kararıyla ... adına tesciline karar verildiği, taşınmazın bulunduğu köyde henüz kadastro çalışmaları yapılmadığı, nüfus kayıt örneğinden malik ... 2004 yılında vefat ettiği, geriye davacı oğlu dışında diğer çocuklarının da mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı, 2009 yılında davalılar tarafından izinsiz olarak taşınmazdan su borularının geçirildiğini belirterek elatmanın önlenmesini ve kal talep etmiştir. Su borularının herhangi bir hakka dayanmaksızın davacının murisine ait taşınmazdan geçirildiği sabittir. Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Mahkemece, mülkiyet hakkına üstünlük tanınması zorunluluğu gözetilerek davacının el atmanın önlenmesi ve kal isteğinin kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.