MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı üçüncü kişi vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.11.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı üçüncü kişi vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; hacze konu menkullerin 18.10.2010 tarihli sevk irsaliyesi ile borçlu şirkete konsinye sözleşmesine binaen gönderildiğini, haczedilen malların gramajları tartıldığında sevk israliyesinde görülen mallar olduğunun anlaşılacağını, mahcuzları müvekkilinin imal ettiğini, kalıpları bulunduğunu, tüm mallarda f.öksüz damgası olduğunu, konsinye sözleşmesine göre halen malın mülkiyetinin üçüncü kişide olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; sevk irsaliyesi ve adi yazılı konsinye sözleşmesinin sonradan düzenlenebileceğini, borçlu tarafından kiralanan mecurda bulunan tüm malların konsinye olmasının ve tek kişiden alındığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin muvazaalı işlemler yaptığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17.5.2012 tarihli ve 2012/ 10197 Esas, 2013/ 5493 Karar sayılı ilamı ile davacının sunduğu kalıp fotoğrafları ve markaların hacizli mallara uygunluğu yani davacının imalatı olup olmadığı tespit edilerek, davacı tarafından imal edildiği tespit edildiği takdirde, davacınını ticari defterlerinde borçluya yapılan satışın konsinye satış olup olmadığı hacizli takıların halen envanterinde kayıtlarının var olup olmadığı araştırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacı üçüncü kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturanın yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı, adi yazılı konsinye satış sözleşmesinin istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmeyeceği, davacı üçüncü kişinin 18.10.2010 tarihli sevk irsaliyesine dayanarak istihkak iddiasında bulunduğu, ancak davacı şirketin 2010 yılı defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği, ayrıca dosyada gider avansı ikmal edilmediğinden davanın sürümcemede kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. 24.6.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda, kalıp fotğrafları ve ürün resimleri üzerinde inceleme yapılarak ürün fotoğrafları ile kalıpların birbiri ile uyumlu olduğu, ancak ürünlerin arkasında ya da içerisinde borçlu şirkete ait olduğuna dair marka işareti, amblem ya da logo görülmediği belirtilmiştir. Dosya kapsamında yer alan 18.1.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacı üçüncü kişinin mahallinde yapılan incelemede kauçuk kalıplarla bitmiş ürünlerin hacizli malların fotağrafları ile eşleştiği, kalıplarla yapılmış kolye, bilezik ürünlerin çoğunda amblem bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 12.7.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacının kayıtlarında yapılan satışı karşılayacak stok bulunduğundan borçluya yapılan satışın konsinye olduğu, hacizli takıların halen davacının envanterinde kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Bozma ilamı gereğince bilirkişi raporu alınmış ise de, hacze konu mahcuzların veya mahcuzların yapıldığı iddia edilen kalıpların fotoğrafları üzerinden inceleme yapıldığı gibi raporların da birbirini teyit etmediği görülmüştür. Hal böyle olunca, öncelikle, borçlu ile üçüncü kişinin tutması zorunlu ticari defterlerin getirtilmek veya yerinde inceleme yapmak ve ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile davacı tarafından dava konusu mahcuzların imalinde kullanıldığı iddia edilen kalıpların mümkün olduğu taktirde mahcuzların bulunduğu yere getirilmesi, mahcuzlar ve kalıplar üzerinde birebir inceleme yapılarak, mahcuzlar ile kalıpların birbiri ile uyumlu olup olmadığı, mahcuzlar üzerinde davacı şirkete ait amblem bulunup bulunmadığı, ayrıca konsinye sözleşmesinin defterde kaydının olup olmadığı, borçlu ve üçüncü kişi arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye konsinye satış olarak verilip verilmediği, hacze konu mahcuzların 18.10.2010 tarihli sevk irsaliyesi ile uyumlu olup olmadığı, hacze konu menkullerin davacının envanterinde kayıtlı olup olmadığı bunların yanında borçlunun dava dışı şirketlerle arasında konsinye satış olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması için kuyumcu ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınması, ondan sonra dosya içerisindeki diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine
taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy