MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı, 17.04.2015 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi ile aylık 6.000,00 TL'den 2015 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan ayları kira bedeli 24.000,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı borçluya ödeme emri 22.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir.
Mahkemece, alacaklı tarafından borçlu aleyhine kira alacağından dolayı icra takibi yapıldığı, borçluya ihtarlı ödeme emrinin 22.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrinde yazılı 7 günlük kanuni süre içinde itirazda bulunmadığı gibi 30 günlük yasal sürede de borcunu ödemediğinden temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
İİK'nin 269/b-4 maddesi hükmü gereğince borçluya gönderilen ihtarlı ödeme emri TBK'nin 315.maddesinde yazılı ihtar yerine geçer. Türk Borçlar Kanun'un 315. maddesinde konut ve çatılı işyeri kiralarında temerrüt ihtarında verilecek süre 30 gün olarak öngörülmüştür. Davaya dayanak icra takip dosyasında, davalı borçluya gönderilen örnek 13 ödeme emrinde 30/7 günlük ödeme ve itiraz sürelerinin metin kısmında yazılmadığı, matbu olarak düzenlenen ödeme emrinde A ve B harfli dipnotta yazılı olduğu görülmüştür. Davaya dayanak yapılan icra dosyasında, İİK'nin 269/1. maddesi yollaması ile uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesinde yer alan yasal otuz günlük ödeme süresinin verilmesi öngörüldüğü halde, ödeme emrinde itiraz ve ödeme sürelerinin belirtilmediği görülmekle, yasal koşulları içermeyen ödeme emri hukuki sonuç doğurmayacağından bu ödeme emrine bağlı olarak tahliye kararı verilemez. Bu nedenle tahliye isteminin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ye 6217 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK'un 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA,taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.