MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Talepli Takibe Yapılan İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile 143 ada 16 parsel sayılı binada hissedar olduğunu, davalının muris ...’ın vefatından itibaren binanın ikinci katında oturduğunu, davalı, muris öldükten sonraki 64 aylık kullanımı için 3.840,00 TL kira bedeli için Aybastı İcra Müdürlüğünün 2015/98 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurduğunu belirterek borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının alacaklı olduğuna dair kira miktarını ve süresini belirten elinde herhangi bir tespite yönelik ilam bulunmadığını, aralarında herhangi bir kira sözleşmesi olmadığını, davacının da kendisininde bu taşınmazda hissedar olduğunu, kendi payında oturduğunu, davacının da binanın boş olan yerinde oturabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacı tarafça Aybastı İcra Müdürlüğünün 2015/98 Esas sayılı dosyasına yapılmış olan itirazın iptali ile takibin devamına, takibin %20 si oranda icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine dair verilen karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil alacağından kaynaklı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; dava konusu 143 ada 16 parsel sayılı alt katı işyeri kargir 3 katlı bina vasfında olup, taşınmazın 255/616 hissesine davacı Furuzan Yavuz, davalı ... ve diğer hissedarlarla birlikte elbirliği mülkiyet şeklinde, ayrıca 153/2464 hissesi davalı ... ve diğer hisselerin üçüncü kişiler adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, taşınmazda kat irtifakı/kat mülkiyetinin kurulu olmadığı, davacının alacaklı sıfatı ile davalı borçluya 15.04.2010-15.06.2015 tarihleri arasında davalı tarafından kullanılan evin %15 tapu hissedarı olmasına sebebiyle hissesine isabet eden kira bedeline ait paya ilişkin olarak 3.840,00 TL alacak için ilamsız icra takibinde bulunduğu, borçlunun süresinde takibe itiraz etmesi nedeni ile takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı itirazının iptali ile takibin devamına ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesini için eldeki davayı açtığı, davacının dava dilekçesinde tapu kaydı, icra dosyası, yemin deliline dayandığı, mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Dava konusu taşınmaza ilişkin, somut olayın özelliği gereği, yemin delili üzerinde durulması gerekmektedir. Yemin; bir tarafın mahkeme önünde belirli bir vakıanın doğruluğu konusunda yasanın öngördüğü şekilde yaptığı beyandır. İspat yükü altında bulunan taraf delil listesinde bulunması koşuluyla uyuşmazlığı çözüme bağlayıcı bir vakıa hakkında hasmına yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, son çare olarak başvurulan bir delildir. Başka bir deyişle, yemin deliline başvurabilmek için öncelikle yemin önerisinde bulunanın ileri sürdüğü diğer delillerin incelenmesi ve bunların yeterli olmadığının anlaşılması gerekir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nin 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile dava konusu taşınmazın davalının kullanımında olduğunu, intifadan men koşulunun gerçekleştiği ve davacının payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yerin bulunmadığı hususlarının ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Açıklanan ilke ışığında davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, öncelikle davacı tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması (HMK mad. 227), yemin teklif edildiği ve davalı taraf da bu teklifi kabul ettiği takdirde HMK'nin 228. vd. maddelerinde gösterilen usul uygulanarak öncelikle yemin teklif eden davacı tarafa kesin süre verilerek, taşınmazın davalının kullanımında olduğu, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirildiği ve davacının payına karşılık taşınmazda çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yerin bulunmadığı hususlarıyla ilgili yemin metni hazırlanmasının istenmesi, hazırlanacak yemin metni mahkeme hakimince denetlenerek davacının bilgisi dahilinde olabilecek hususlar dikkate alınarak yemin metninin düzenlenmesi, karşı tarafın yemini kendisine teklif edilen yemin metni çerçevesinde eda etmesinin sağlanması, ayrıca intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve davacının payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer bulunup bulunmadığının araştırılarak ondan sonra hasıl olacak sonuca göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi hükmüne göre; itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı taraf yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafın haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp alacağın da likit ve muayyen, başka bir deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesi zorunludur,
Diğer yandan bilindiği üzere, ecrimisil, hukuken haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın taşınmazı kullanan kişinin taşınmaz malikine ödemesi gerekli olan, en azı kira, en çoğu mahrum kalınan gelir kaybı olan haksız işgal tazminatıdır. Haksız fiil alacağı niteliğindeki ecrimisilin varlığı ve miktarı alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama neticesinde belirlenebilir.
Yasal düzenleme ve uygulama bu şekilde iken, somut olayda icra takibine ve incelenen itirazın iptali davasına konu edilen alacağın likit ya da muayyen olduğunu, bu miktarın yargılama yapılmaksızın basit bir hesaplama işlemiyle tespit edilebilir nitelikte olduğunu kabul etme olanağı bulunmamaktadır. Bu sebeple icra inkar tazminatının reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.