MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Zilyet Olunan Taşınmaza Elatmanın Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, 06.03.2019 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin temyiz talebinin süresinde olmadığından temyiz talebinin reddine karar verildiği, bu ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, tapuda dava dışı kişiler adına kayıtlı bulunan 673 parsel sayılı taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğunu, bitişikteki 674 parsel sayılı taşınmazın ise tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, ancak davalının, 673 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçları kesmek ve duvar yapmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu açıklayarak davalının elatmasının önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalının 673 parsel sayılı taşınmaza bir tecavüzünün bulunmadığını, bu taşınmazın davacıların zilyetliğinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 28.03.2014 tarihli ve 2013/467 Esas, 2014/332 Karar sayılı kararı ile; 673 nolu parsele herhangi bir müdahale ve tecavüzün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen hükmün davacılar vekillerince temyizi neticesinde; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.02.2016 tarihli ve 2014/19038 Esas, 2016/2430 Karar sayılı kararı ile; "dava konusu 673 parsel sayılı taşınmaz ile tapuda davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen 674 parsel sayılı taşınmazı birlikte gösterecek şekilde bu taşınmazlara ilişkin kadastral paftanın ve 674 parselin tapu kaydının getirtilerek yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, davacıların iddia ettiği ağaçların ve zeminde var olduğu keşfen saptanan duvarın da kroki üzerinde gösterilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerektiğinden bahisle bozma kararı vermiştir.
Bozmaya uyma kararı sonrası Mahkemece; "Dosyada bilirkişi raporları incelenmekle hepsinin aynı doğrultuda olduğu, davalının herhangi bir sınır ihlali ya da tecavüzünün bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince karar temyiz edilmiş, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesince 06.03.2019 tarihli ek kararla temyiz talebi süresinde olmadığından temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Ek karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, zilyetliğin korunması istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, gerekçeli kararın temyiz eden davacılar vekilinin elektronik postasına 14.02.2019 tarihinde konulduğu, 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin 1. fıkrasında (1/g) baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, 4. fıkrasında ise elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlendiği, bu sebeple temyiz süresinin 19.02.2019 tarihinde başladığı, mahkemece davacılar vekilinin 05.03.2019 havale tarihli temyiz başvuru dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle ek kararla temyiz başvurusunun reddine karar verildiği, davacılar vekili 05.03.2019 havale tarihli temyiz dilekçesiyle temyiz süresinin Sulh Hukuk Mahkemesi kararları için HMK'nin 361/1 hükmü ve 7035 sayılı Kanun hükmü gereğince 2 hafta olduğu, sürenin mahkeme tarafından 8 güne indirilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, gerekçeli kararın temyiz eden davacılar vekiline elektronik tebliğat yoluyla 19.02.2019 tarihinde alıcısının hesabına iletilmesine mütakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayılarak tebliğ edildiği, 6100 Sayılı HMK'nin geçici 3.maddesinin 2. fıkrası gereğince, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde temyiz başvurusunda bulunulabileceği, ancak davacılar vekilince yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz başvurusunda bulunduğunda, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilamda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre ilgili vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.03.2019 tarihli ve 2019/2509 Esas, 2021/2897 Karar sayılı ek karar hükmünün ONANMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 14,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 29.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy