MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili asıl davada, davacının hissedarı olduğu 555 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 2500 m2’lik kısmının, komşu 603 parsel maliki davalı ... tarafından diğer davalı ...’e kiralandığını belirterek, davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/292 Esas sayılı dosyasında da davacı vekili aynı davalıların elatmasının önlenmesine ve 10.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece elatmanın önlenmesi talebi tefrik edilerek derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve ecrimisile ilişkin olarak dava devam etmiş ve aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekilinin temyizi sonucu Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.11.2015 tarihli kararıyla ecrimisilin bölünebilir taleplerden olması sebebiyle payı oranında isteyebileceği gerekçesiyle karar bozulmuş ve devam eden yargılamada eldeki dosya ile birleştirme kararı verilmiştir.
Davalılar asıl davada cevap dilekçesi vermemiş, davalı ... duruşmalarda davanın reddini savunmuş; birleşen ecrimisil davasında verdiği cevap dilekçesiyle de davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile 555 parsel sayılı taşınmazın 2950,00 m2'lik alanına yapılan tecavüzün önlenmesine, Birleşen Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/292 Esas sayılı davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile 6.137,17 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... Vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi; birleşen dava ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 555 parselin 122.300,00 m2 tarla niteliğinde olduğu ve davacının 11/16 oranında payda elbirliği maliklerinden olduğu, alınan fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 2.950 m2’lik kısmına davalıların müdahalede bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Mahkemece 2.950 m2’lik yere yapılan tecavüzün önlenmesine karar verilmiş ise de; tecavüzlü alana ilişkin tecavüzün sınırlarını gösteren fen raporuna atıf yapılmaması doğru değildir.
Bundan ayrı; davalı ... vekili ecrimisil davasında tanık deliline dayanmış ancak tanıkları dinlenmemiştir. Davalı ...’in tanıkları dinlenmeden karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca Mahkemece hükme esas alınan raporda ecrimisil hesabı gelir yöntemine göre yapılmasına rağmen, Tarım Müdürlüğünden münavebe yapılıp yapılmadığı, münavebe yapılıyorsa münavebeye esas ürünler sorulmadan rapor tanzim edilmesi ve raporda davacının payı oranında ecrimisilin belirlenmemesi uygun değildir.
Bununla birlikte davacının ecrimisile ilişkin dava dilekçesinde faiz talebi olmamasına rağmen ve bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı dikkate alınmadan faize hükmedilmesi isabetli değildir.
Öte yandan; asıl davanın ve birleşen davanın taraflarının aynı olduğu ve 2 davalı bulunduğu halde ecrimisilin hangi davalıdan ne oranda tahsiline karar verildiği belirtilmediğinden, infazda tereddüt yaratacak şekilde “davalıdan tahsiline” dair hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy