MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; davalı tarafından davacıların malik olduğu 132 ada 15 parsel numaralı taşınmaza, baraj yapmak suretiyle kamulaştırma yapılmadan elatıldığını, davalı aleyhine 25.04.2003 tarihinde açılan kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasının kabul edildiğini ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, elatma tarihinin 19.03.1998 olduğunu ve dava tarihine (27.12.2006) kadar 5 yıl geçtiğini, ancak zamanaşımına uğramayan 2002 yılı için mahrum kalınan gelire karşı şimdilik 6.000 TL ecrimisilin tahsilini dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de 19.186,82 TL ecrimisilin ödenmesini istemiştir.
Davalı vekili; davaya konu taşınmazın barajın su toplamasıyla göl suyu altında kaldığını kamulaştırma işleminin yapılmamış olmasının el koymanın haksız olduğunu göstermeyeceğini, barajın toplum yararına, plan projesine uygun olarak yapıldığını, ayrıca ecrimisilin gelir metoduna göre hesap edilmesi talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, (ilk kararda) ziraat bilirkişisinin ilgili yıllara ilişkin resmi veriler doğrulusunda hazırlamış olduğu rapor uygun bulunmuş, davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.06.2013 tarihli ve 2013/5894 Esas, 2013/9979 Karar sayılı ilamında belirtilen “... davacı tarafından kamulaştırmasız el atılan dava konusu taşınmazın bedelinin tahsili istemiyle Maden Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2004/206 Esas sayılı davada da, 2003 yılında davaya kanu bağdan dekar başı 600 kg verim elde edilebileceği esas alınarak taşınmaza değer biçildiği (ve kararın derecaattan geçerek kesinleştiği) anlaşılmaktadır. Bu değerler esas alındığında, ecrimisil istemine konu yılda dava konusu üzüm bağından, 1300 kg verim alınması olanaksızdır. Buna göre mahkemece; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yeniden bilirkişiden rapor aldırılması ve ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bulunan bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..” gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, 2002 yılı için 8.031,6256 TL'nin dönem sonu olan 31.12.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacılara hisseleri oranında verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi halinde reddedilen kısım üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Davacı dava dilekçesi ile 6.000 TL ecrimisil talep etmiş, talebini 19.186,82 TL olarak ıslah etmiş ve bu rakam üzerinden harcı tamamlamıştır.
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile, “8.031,6256 TL” ecrimisilin tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, bundan zuhul ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı HMK’nin 326.maddesi hükmü karşısında haklılık payına göre davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.