MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin 584 ve 585 parsellerin maliki olduğunu, davalıların Ordu-Ulubey arası yol yapımını üstlenen şirketler olduğunu, bu yol yapımı sırasında davalı tarafın komşu parsele döktüğü molozlar sebebiyle davacının arazisinde kaymalar meydana geldiğini ve arazinin heyelan bölgesi halini aldığını belirterek, davalıların elatmasının önlenmesine, davalılar tarafından yapılan tecavüz nedeniyle arazide meydana gelen zararın, kal masrafının, eski hale getirme masrafının, ürün ve değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalıların dava konusu parsellere toprak ve dolgu malzemesi doldurarak yapmış oldukları müdahalelerinin meni ve kaline, davaya konu taşınmazın inşaat yönünden eski hale getirilmesi için gereken masraf 16.890,78 TL ve yeniden fındık bitkisi dikimi ve ürün kaybı için masrafı 3.610,8 TL ve heyelan ve su baskınları nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer kaybı olarak 16.890,78 TL olmak üzere toplam 35.560,96 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Yine, 6100 sayılı HMK'nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Öte yandan; 6100 sayılı HMK'nin 26/1. maddesi (1086 sayılı HUMK'un 74. maddesi) uyarınca, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Mahkemece kısa kararda davanın kısmen kabul kısmen reddine şeklindeki ifade ile yetinildiği ve sair hususların gerekçeli kararda gösterileceğinin belirtildiği, ayrıca dava dilekçesinde kâl talebi olmamasına rağmen talep aşılarak kâl kararı verildiği, yine Mahkemece elatmanın önlenmesine karar verildiği ancak elatmanın önlenmesi açısından hangi rapor esas alınarak kararın infaz edileceğinin belirtilmediği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece az yukarıda belirtilen ilke ve usuller çevresinde bir karar verilmesi gerektiğinden karar bozulmuştur.
SONUÇ: Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy