MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, tarafların ortak murisi ...’in 27.01.2001 tarihinde öldüğünü, murise ait 742 ada 76 parsel üzerinde tek katlı kargir evler bulunduğunu, davalının murisin ölümünden önce olduğu gibi ölümünden sonra da bu evlerden birinde oturduğunu ve diğerlerini kiraya vermek suretiyle faydalandığını ve vekil edenlerine herhangi bir pay vermediğini belirterek 7.380,00 TL ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesi vermemiş, yargılamanın devamında ortak murise ait evlerden birinde 30 yıldır oturduğunu, diğer evleri kiraya vermediğini, davacıların kullanımına engel olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 742 ada 76 parselin 362,50 m2 bahçeli kargir ev vasfında ve ... ...’ın mülkiyetinde olduğu ve taşınmaz üzerinde 27.05.2009 tarihli fen raporu ve krokisinde A, B ve C ile gösterilen üç adet tek katlı ev bulunduğu, C ile gösterilen evde davalının bizzat oturduğu anlaşılmıştır.
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece her ne kadar dava konusu A ve B ile gösterilen evlerin davalı tarafından kiraya verildiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, dosya kapsamından bu iki taşınmazın davalı tarafından kiraya verilip verilmediği hususu net olarak anlaşılamamaktadır. Halböyle iken; dava dilekçesinde tanık deliline dayanıldığı ve tanık listesi verildiği halde, Mahkemece davacı tanıkları dinlenmeden ve davacı delilleri toplanmadan ecrimisil istenen dönem boyunca iki taşınmazın davalı tarafından kiraya verildiği hususu tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatlanmadan sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hem inşaat bilirkişisi hem de emlakçı bilirkişiden ecrimisil hesabına ilişkin ayrı ayrı rapor alınması, bu raporlar arasında çelişki olmasına rağmen, çelişkinin neden kaynaklandığı üzerinde durulmadan ve çelişki giderilmeden inşaat bilirkişisi raporu esas alınarak hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Mahkemece yeniden bir inşaat ve emlakçı bilirkişiden oluşan heyetle hüküm kurmaya elverişli daha önceki raporları inceleyip farklılık oluşmuşsa neden kaynaklandığını açıklayan, çelişkiyi gideren rapor alınması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin; (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 06.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.