MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Yargılamanın İadesi Talebi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün yargılamanın iadesine talep eden davalı ve karşı taraf olan davacılar vekili duruşma talepli temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili, tapu kütüğünde vekil edeni adına kayıtlı taşınmazların; harici satışa konu edilerek, hileli yollarla kısa sürede hükmen 3. kişiler adına tescilinin sağlandığını, olayla ilgili olarak Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, yine dava konusu 298 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında davacılar tarafından daha önce açılan davalardan feragat edildiğini açıklayarak, vekil edeni adına kayıtlı 298 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki hissenin iptali ile davacılar adına tesciline ilişkin Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.2011 tarihli ve 2011/63 Esas, 2011/23 Karar sayılı, 15.02.2011 tarihinde kesinleşen hükmünün, 6100 sayılı HMK'nin 375/1-(h) ve (ı) bentlerinde yazılı nedenlerle yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasını istemiştir.
Davacılar vekili, yargılamanın iadesi talebinde bulunan davalının iddialarının asılsız olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Somut olayda, yargılamanın iadesi talep edilen Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.2011 tarihli, 2011/63 Esas ve 2011/23 Karar sayılı kararıyla davacıların tapu iptali ve tescil talebi, davayı kabul yetkisi bulunan davalı vekilince kabul edilmiş ve karar 15.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Bilahare davalı vekilince yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuş ve Yerel Mahkemece yargılamanın iadesi talebi reddedilmiş olup ilgili red kararına karşı yargılamanın iadesi talep eden davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuş temyiz talebi Dairemizce kabul edilerek bozma yapılmış, Dairemiz bozmasına karşı davacılar vekilince yapılan karar düzeltme talebi reddedilmiş olup Yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde iade-i muhakeme talep eden vekilinin davacılardan ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın, haklarında önceden verilip kesinleşen tarafları ve konusu aynı dava olmadığından reddine; diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile mahkemenin 15.02.2011 tarihli ve 2011/63-23 Esas ve Karar sayılı kararının, daha önce açılan ve tarafları ile konusu aynı olan davalardan feragat edildiği gerekçesiyle, iptaline; bu davacılar yönünden yargılamanın iadesine yönelik talebin kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince temyiz talebinde bulunulmuştur.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yargılamanın iadesini talep eden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacılar vekilinin, yargılamanın iadesi talebinin kabul edilen kısmına yönelik temyiz itirazına gelince, yargılamanın iadesine konu Yerel Mahkeme kararında davanın kabulüne, davalı vekilinin kabulü ile iddia edilen hakkın kabulü üzerine verilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.
HMK’nin 308. maddesi uyarınca davayı kabul, davalının mahkemeye yönelik olarak yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile davacının talep sonucuna muvafakat etmesidir ve dava konusu uyuşmazlık esastan sona ermektedir.
Öte yandan, usul hukuku anlamında kabul, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve ancak irade bozukluğu hallerinde kabulün iptali istenebilir ( HMK mad. 311 ). Diğer bir anlatımla davalı irade fesadı halleri dışında kabulden dönemez.
Bilindiği üzere kabul, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, 6100 sayılı HMK’nin 308/2.maddesinde: “Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm ifade eder.
Kesin hüküm ve hak düşürücü süre gibi benzeri durumlar ile kabul söz konusu olduğunda; kabul, bu gibi hukuki sebeplerden önce gelir. Öncelik kabule tanınır.
Mahkemece, aleyhine yargılamanın iadesi talep edilen davacılar vekilince başka bir mahkemede aynı konuyla ilgili dava açılmış olması ve bu davalardan feragat edilmesi nedeniyle davalının kabulü üzerine sonuçlandırılan davada yargılamanın iadesinin kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetli değildir. Şöyle ki, eldeki tapu iptali ve tescil talepli davadan önce aynı konuda dava açılmış olması ve feragat edilmesi nedeniyle kesin hüküm oluşmuş olması sonuca etkili olmayıp, davanın kabulüyle davalı yan talep edilen hakkın özünü kabul etmiş olmaktadır ve kesin hüküm olması davanın kabulüne engel değildir.
Hal böyle olunca, davalı yanca davanın kabulüyle hakkın özünün kabul edilmiş olması karşısında kabule değer verilmesi gerekirken, mahkemece, kesin hüküm olduğundan bahisle yargılamanın iadesi talebinin kısmen kabulü doğru değildir .
SONUÇ: Yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle yargılamanın iadesi talep eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 153,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 461,79 TL'nin davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 28.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi .