MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Paydaşlararası Ecrimisil
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli ve 2016/61 Esas, 2018/410 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararını temyizi üzerine, anılan Mahkemece karar kesin olduğundan bahisle temyiz istemi ek karar ile reddedilmiş, bu defa davalı vekilince ek karar temyiz edilmiş olup, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; müvekkilinin, Adana ili, Seyhan ilçesi, 952 (yeni 11703/5) parselde kayıtlı bulunan taşınmazın davalı ile birlikte ½’şer payla maliki olduğunu, bu yerin tamamını uzun yıllardır davalının kullandığını, kullanımla ilgili müvekkiline bedel ödemediğini belirterek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık şimdilik 30.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; dava konusu yerin davacı tarafından kullanımının hiçbir zaman engellenmediğini, taşınmaz üzerindeki kapalı alanın 1000 m2 olduğunu, bu yeri tarafların birlikte yaptırdığını, deponun müşterek kullanıldığını, anahtarının davacıda da olduğunu, burada davacının da eşyalarının bulunduğunu, taşınmazın kapalı alan dışında kalan yeşil alanından da gelir elde edilmediğini, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dinlenen tüm taraf tanıklarının beyanlarından ve keşif mahallinde yapılan tespitlerden; dava konusu taşınmazın kullanımı, idaresi, bakımı ve kontrolünün uzun yıllardan beri davalıda olduğu, davacının bu taşınmazı aktif olarak kullanımının söz konusu olmadığı, taşınmazın etrafının çevrili olup, güvenliğinin de davalı tarafından sağlandığı, davacının istediği zaman bu taşınmaza girmesi ve kullanmasının da söz konusu olmadığı, davacının ancak davalının izni olur ise bu taşınmaza girme imkanının bulunduğunun net bir şekilde anlaşıldığı, keşifte söz konusu yerde bazı eşyaların davacıya ait olduğu tespit edilmiş ise de, taşınmazın niteliği ve belirtilen durumlar karşısında, bir takım eski eşyaların taşınmazda bulunması davacının aktif kullanımının ve yararlanmasının olduğunu göstermeyeceği belirtilerek, davacının bedel artırımı yapmadığı da gözetilmek suretiyle 30.000 TL ecrimisile hükmedilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi sonucunda; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince(2018/1389 E, 2019/2 K); dava konusu parselde meyve ağaçları ve çeşitli yapıların mevcut olduğu, tanık beyanlarına göre davalı tarafından kullanıldığı, yine 2 adet traktör ve başkaca malzemeler bulunduğu, davacının payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir yer/alan bulunmadığı, parsel ve içindeki depo şeklindeki yapıların davalı tarafından kullanıldığı, bilirkişi raporuna göre davacının kullandığı kısım olmadığı, gelirden davacıya pay verilmediği, davalı tarafın dava konusu yeri davacının da kullandığı iddiasının yerinde olmadığı, bu hususun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispat edilemediği, dava konusu yer depo olarak kullanılan bir yer olup kiraya verilecek yerlerden olduğu, intifadan men koşulunun gerçekleşmesinin gerekmediği, istisnalar arasında yer aldığı, kiraya vermese de ecrimisil verilmesi gereken yerlerden olduğu belirtilerek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm yine davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 23.01.2019 tarihli ek kararla, verilen kararın kesin olması nedeniyle temyiz talebi reddedilmiş, bu defa ek karara karşı, davalı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın 6.713 m2 olduğu, 3.250’şer m2’si taraflara, 213 m2’si de Seyhan Belediyesi adına kayıtlı olduğu, 28/03/2017 tarihli bilirkişi raporundaki krokide A-B-C-D harfi ile gösterilen dört adet yapı olduğu, taşınmazın bir kısmı depo olarak, bir kısmının ise gezinti alanı, yeşil alan ve bahçe niteliğinde kullanıldığı, bahçedeki ağaçların ticari amaçlı olmayıp, hobi amaçlı olduğu, A ve B harfli yerlerin tek hacimli olarak 952 m2 depo, C ve D harfli yerlerin ise 236 m2 sundurma olduğu, D ile belirtilen 186 m2’lik kısmın 2008 yılında yapılan imar uygulamasından sonra imar yolunda kaldığı, çekişme konusu yerle ilgili 29.01.2011-29.01.2016 arası dönemler için toplam 351.740 TL ecrimisil hesabı yapıldığı, davacının hissesine (3250/6713) düşen miktarın ise 170.289,7 TL olduğu anlaşılmaktadır.
1.HMK’nın 362/1-a fıkrası; “Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.” , 2.fıkrası ise; “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.” şeklindedir. -(2019 itibarıyla kesinlik sınırı: 58.800 TL)- Hal böyle olunca; belirsiz alacak davası olarak 30.000 TL taleple açılan ve bu miktara hükmedilen eldeki ecrimisil davasında, bilirkişilerce miktarın tespit edilmesiyle alacağın belirli hale geldiği ve tamamının 170.289,7 TL olduğu, ancak davacının talebini artırmayarak 30.000 TL üzerinden davasına devam ettiği, bu durumda da alacağının bir kısmını dava etmiş olduğu anlaşılmakla, 2019 yılı itibariyle kesinlik sınırının 58.800 TL olduğu göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen kanun maddeleri muvacehesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin olmadığından temyizin reddine ilişkin ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
2.İşin esasının incelenmesine gelince;
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) Bu doğrultuda; her ne kadar davacı vekili tarafından 15.03.2016 tarihinde süresinde verilmiş replik dilekçesinde; dava konusu yerin davalı tarafından kiraya verildiği ileri sürülmüş ise de; davalının bunu kabul etmediği, davacı tarafından da bu hususun ispatlanamadığı, bu durumda davalı tarafından kullanılan çekişme konusu yer için intifadan men koşulunun gerçekleşmesinin gerekeceği, davacının intifadan men koşulunun gerçekleştiğini de ileri sürdüğü deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince kabulüne karar verilmesi ve bu kabul kararına karşı davalı vekili tarafından başvurulan istinaf yolunda da esastan ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle kabulüyle temyiz isteminin reddine dair 23.01.2019 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA, esasa yönelik temyiz itirazlarının ise (2) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının istinaf isteminin reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nın 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Adana (6.) Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy