MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, kök muris ...'den intikal eden, 144 ada 3, 144 ada 1, 131 ada 16, 131 ada 34, 131 ada 25, 113 ada 92, 113 ada 102, 113 ada 107, 133 ada 19, 108 ada 29, 137 ada 15, 137 ada 126, 137 ada 45, 137 ada 11, 101 ada 10, 115 ada 8, 108 ada 14, 177 ada 166, 117 ada 109,117 ada 38, 117 ada 62, 117 ada 20, 117 ada 7, 118 ada 8, 121 ada 218, 121 ada 56, 121 ada 28, 138 ada 2, 138 ada 8, 141 ada 16, 109 ada 19 parsel olmak üzere toplam 31 adet taşınmaz ile ... plaka sayılı bir adet traktöre davalılar ile birlikte iştirak halinde malik olduklarını, taşınmazlar ve traktörün uzun zamandır davalılar tarafından kullanıldığını, kendilerine ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500,00 TL ecrimisil alacağının 22.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili, 16.04.2012 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 22.344,49 TL olarak artırmıştır.
Davalılar, dava konusu traktörün parasının ödendiğini, kullanılan taşınmazlar karşılığı davacılara ayni yardımda bulunulduğunu, yiyecek, yakacak ve sair ihtiyaçlarının giderildiğini belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece verilen ilk kararda, davanın kısmen kabulü ile 1.136,76 TL ecrimisil alacağının (659,52 TL'sinin 11.04.2004 tarihinden itibaren, 477,24 TL'sinin dava tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.04.2016 tarihli ve 2015/3030 Esas, 2016/5021 Karar numaralı ilamıyla, hangi taşınmazların hangi tarih aralığında davalılarca kullanıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, doğal ürün getiren taşınmazlarda intifadan men koşulunun aranmayacağı, diğer taşınmazlar yönünden ise ortaklığın giderilmesi davası ile intifadan men koşulunun sağlandığının dikkate alınması, çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi için ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiğinin hüküm yerinde gösterilmesi, taleplerin tamamının karşılanması, bu konuda tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, atiye bırakılan taşınmaz yönünden HMK'nin 123.maddesi gereği işlem yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının doğru olmadığına işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın son bilirkişi raporundaki belirlenen bedel üzerinden kabulüyle, 4.836,25 TL ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsiliyle davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların dava konusu 31 adet taşınmazın ve ... plakalı traktörün paydaşı oldukları, dava dışı paydaşların da bulunduğu, 117 ada 62, 117 ada 38, 117 ada 20, 117 ada 109, 118 ada 8, 117 ada 166, 121 ada 56, 121 ada 28, 121 ada 218, 131 ada 34, 131 ada 25, 131 ada 16, 113 ada 107, 113 ada 102, 117 ada 92, 115 ada 8, 108 ada 29, 108 ada 14, 109 ada 19, 101 ada 10, 117 ada 7, 137 ada 15, 137 ada 11, 137 ada 126, 141 ada 16, 138 ada 8, 138 ada 2, 137 ada 45 parselin tarla vasfında, 133 ada 19 parselin bahçe vasfında, 144 ada 1 ve 3 parselin bahçeli kargir bir katlı ev vasfında olduğu, taraflar arasında dava konusu taşınmazlar ve traktöre yönelik 11.11.2003 tarihinde açılmış, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş ve onanarak kesinleşmiş ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, 133 ada 19, 121 ada 218, 121 ada 56, 118 ada 8, 131 ada 25, 117 ada 20, 117 ada 38, 117 ada 62 parsel, 117 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar 3. sınıf kuru tarım arazisi, 138 ada 8, 108 ada 29, 113 ada 102, 108 ada 14, 13 ada 2, 109 ada 19, 113 ada 107, 113 ada 92, 137 ada 11, 13 ada 15, 117 ada 109, 117 ada 166, 117 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar 4. sınıf kuru tarım arazisi, 121 ada 28 parsel, 131 ada 16 parsel, 131 ada 34 parsel sayılı taşınmazlar sulu tarım arazisi, 113 ada 92 parsel sayılı taşınmazın elma bahçesi, 144 ada 1 ve 3 parsellerin tek katlı bahçe ev niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bozma sonrasında mahkemece, 25.09.2017, 05.10.2018 ve 25.12.2018 tarihlerinde dosya üzerinden ek bilirkişi raporları alındığı, 05.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda belirtilen miktarların karara esas alındığı, karara esas 05.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda, 137 ada 126, 101 ada 10, 115 ada 8, 108 ada 14, 117 ada 62, 117 ada 20, 121 ada 28, 121 ada 218, 137 ada 11, 117 ada 109, 117 ada 166, 113 ada 25, 118 ada 8, 133 ada 19, 113 ada 107, 117 ada 7, 113 ada 92, 138 ada 2, 131 ada 34, 109 ada 19, 108 ada 29, 137 ada 15, 138 ada 8, 131 ada 16, 144 ada 3, 144 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ve ... plakalı traktöre yönelik olarak 2000-2004 tarihleri arası olmak üzere toplam 27 adet taşınmaz ve 1 adet traktör için ecrimisil hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Mahkemenin bozma ilamına uyma kararı verdiği, ancak bozma ilamı doğrultusunda gerekli iş ve işlemleri yapmadan, bozma gereklerini tam olarak yerine getirmeden karar verdiği sabittir.
1.Mahkemece, her bir davalının çekişme konusu taşınmazları nasıl ve ne şekilde, hangi zaman dilimi içerisinde kullandığının belirlenmesi için bozma doğrultusunda araştırma yapılıp karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir araştırma ve inceleme yapmaksızın davacılar vekili tarafından sunulan 05.12.2016 tarihli taşınmazların kullanım durumlarına ilişkin dilekçe dikkate alınarak hazırlanan son 3 ve 10 yıldır ekilip biçilmediği bildirilen taşınmazlar dahil olmak üzere ecrimisil hesaplaması yapılan 05.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak ecrimisil bedeline hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
2.Ayrıca, mahkemelerce verilen kararların 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde (1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesi) belirtildiği üzere, her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunması zorunludur.
Hemen belirtmek gerekir ki; hüküm fıkrası hükmün esasıdır. Hüküm fıkrasında neye hükmedildiği açıkça gösterilmelidir. Hüküm fıkrasında verilen karar ile iki tarafa yükletilen ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek şekilde gayet açık olarak yazılmalıdır. Diğer bir söyleyişle hüküm açık olmalı ve taraflara hüküm ile yükletilen hak ve borçlar tereddüte yer bırakmayacak şekilde hüküm fıkrasında belirtilmelidir.
Bozma ilamında çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiği hüküm yerinde gösterilmemesinin bozma sebebi yapılmasına rağmen, bozma sonrası hükümde çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiği belirtilmeksizin ve dava konusu edilen 31 adet taşınmazın 27 adeti hakkında karar verilerek taleplerin tamamını karşılayamayacak şekilde ve kararın gerekçesinde 4.854,26 TL, hükümde ise 4.836,25 TL olmak üzere gerekçe ve hükümde çelişki yaratacak şekilde ecrimisil alacağına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
3.Diğer taraftan, bozma ilamında 08.05.2009 tarihli keşifte davacılar vekilinin 141 ada 16 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasını atiye terk ettiği, keşifte hazır bulunan davalı ...'nin adı geçen parsele yönelik davanın atiye bırakılmasına karşı beyanının alındığı, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123. maddesi gereğince diğer davalıların beyanının alınmadığına işaret edilerek hükmün bozulmasına rağmen, bozma sonrasında anılan maddede belirtildiği üzere davacılar vekilinin bu parsel yönünden atiye terk talebine ilişkin bu hususta beyanları alınmayan davalılar yönünden belirtilen eksiklik giderilmeden ve bu parsel hakkında hüküm kurulmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4.Bunlardan başka, bozma ilamında, ecrimisile hükmedilen taşınmazlardan 113 ada 92 parselin niteliği gereği doğal ürün veren elma bahçesi niteliğinde olduğu bu niteliği taşıyan taşınmazlarda intifadan men koşulu aranmayacağı, diğer taşınmazlar açısından taraflar arasında mevcut ortaklığın giderilmesi davası ile diğer taşınmazlar yönünden intifadan men koşulunun sağlandığı hususunun dikkate alınmadığına işaret edilerek hükmün bozulmasına rağmen, bozma sonrası hükümde ecrimisile hükmedilen 113 ada 92 parsel dışındaki taşınmazlar yönünden davalıların tasarrufunda olduğu belirlenen taşınmazlar açısından intifadan men koşulunun sağlandığı tarih itibariyle ecrimisile hükmedilmesi gerekirken ecrimisile hükmedilen bütün taşınmazlar yönünden dava tarihinden geriye dönük 5 yıl süre ile ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
5.Öte yandan, ilke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, dava konusu 144 ada 1 ve 3 parseller üzerinde bulunan evlerle ilgili 11.10.2004-11.10.2000 tarihleri arası için bilirkişi raporunda evlerin kirasının 21.03.2017 tarihi itibariyle aylık 100,00 TL olduğu kabul edilerek ecrimisil talep edilen dönem için uyarlanan bedel üzerinden ecrimisile hükmedildiği, Mahkemece bozma sonrasında duruşmada dinlenen tanık ... köyde bulunan iki evi davalılardan ... ve ...'ın kullandıklarını beyan ettiği, davacı tanığı ...'in ise, köy içindeki evi daha önceden davalı ...'in kullandığını, başka yere ev yaptığını, evin beyanda bulunduğu tarih itibariyle boş durumda olduğunu beyan ettiği, mahkemece ev niteliğindeki bu taşınmazların ecrimisil talep edilen dönemde kimin kullanımında ve hangi süre ile yararlandığı ve intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususları üzerinde durularak (şartların varlığı halinde) intifadan men şartının gerçekleştiği tarih ile eldeki dava tarihi olan 11.10.2004 tarihine kadar dava konusu edilen 144 ada 1 ve 3 parseller üzerinde bulunan evlere ilişkin yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda, (taşınmazın büyüklüğü, niteliği, yöredeki rayiç ve çevre özellikleri de nazara alınarak) bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, her bir davalının kullandığı belirlenen taşınmaz yönünden intifadan men tarihinin gerçekleştiği tarihten ecrimisil talep edilen dönem içerisinde kullandığı süre ile sorumlu tutulabileceği gözetilmeksizin ecrimisil talebine konu sürenin tamamı yönünden açıklanan şekilde hatalı hesaplama ile tüm davalıların sorumlu tutulması doğru değildir.
6.HUMK'un 275 ve devamı, 6100 sayılı Yasa'nın 266. maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi, raporunu hazırlarken dayanaklarını göstermek zorundadır. Ancak bu şekilde hazırlanmış rapor hüküm kurmaya yeterli olup, denetimi mümkündür.
Somut olayda, davaya konu ... plakalı traktöre ilişkin hükme esas alınan 25.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda, traktörün bir yıl içerisinde işleyebileceği arazi miktarı üzerinden yıllık ecrimisil hesaplaması yapılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığından, belirlenen somut verilerle, dava konusu aracın, yaşı ve modeli benzer araçların dava tarihi itibarı ile rayiç getirisi emsal kira sözleşmeleri ile desteklenmek sureti ile Yargıtay denetimine uygun bir rapor alınarak, sonucuna göre davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
O halde, Mahkemece yapılacak iş, yeniden keşif yapılarak taraf tanıklarının HMK'nin 259 ve 290/2. maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, az yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen ilkeler ışığında, taşınmazların teker teker kim ve/veya kimlerin kullanımında olduğu, tasarruf şekilleri, taşınmazlarda her birinde davacının kullandığı bir yer olup olmadığı veya kullanımına elverişli bir kısım veya bölümün bulunup bulunmadığı var ise bu yerlerin kullanımına davalılar tarafından engel olunup olunulmadığı hususlarının taraf tanıklarından ayrıntılı olarak sorulması bu şekli ile davalıların kullanım durumunun (ecrimisil talep edilen dönem itibariyle) tereddüte mahal bırakılmayacak biçimde tespit edilmesi, taraf tanıklarının beyanları arasında çelişki bulunduğunda 6100 sayılı HMK'nin 261/1 maddesi uyarınca çelişkinin yüzleştirmek suretiyle giderilmeye çalışılması, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilememesi durumunda hangi taraf tanığının beyanının üstün tutulduğunun karar gerekçesinde gösterilmesi, bundan sonra tüm taraf tanık beyanlarının birlikte tartışılıp değerlendirilmesi, (şartların varlığı halinde) davacının talepleri de dikkate alınarak taşınmazların kullanım durumuna göre, doğal ürün getiren taşınmazlarda intifadan men koşulunun aranmayacağı, diğer taşınmazlar yönünden ise ortaklığın giderilmesi davası ile intifadan men koşulunun sağlandığının dikkate alınarak dava konusu taşınmazlara ilişkin intifadan men koşuluna gerek olup olmadığının her bir parsel için ayrı ayrı değerlendirilmesi, intifadan men koşuluna gerek olup olmadığı da belirlendikten sonra, Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda bilirkişilerden ecrimisil hesabı konusunda denetime elverişli rapor alınması, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanmış ve/veya toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi için ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiğinin hüküm yerinde gösterilmesi, taleplerin tamamının karşılanması, bu konuda tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, atiye bırakılan taşınmaz yönünden HMK'nin 123.maddesi gereği işlem yapılması gerekirken, tüm bu hususlar düşünülmeden eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
7.Kabule göre de, ecrimisilin reddine karar verilen miktar yönünden kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.