MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kabulü ile 57.500 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair ilk kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine “ ... Mahkemece öncelikle davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun tebliğ edilerek, cevap dilekçesi vermek suretiyle savunma ve varsa delillerini sunmasına olanak verilmeli, delil bildirmesi durumunda delillerin toplanması, ondan sonra işin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin davalının savunma hakkının kısıtlandığı gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile davalının yokluğunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.“ gereğine işaret edilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın davalının babasından kalan ve satılan taşınmazların bedeliyle alındığı, tarafların evlilik birliği içerisinde kardeşler arası bağış yapılarak mülkiyetinin tapuda devredildiğine kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bu görüşe kısmen katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ait tapu kaydından, taşınmazın 3.kişiler adına kayıtlı iken 30.09.1998 tarihinde alım yoluyla davalının kardeşi Osman adına tescil edildiği, sonrasında eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 25.11.2005 tarihinde alım yoluyla davalı eş adına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Tanık beyanları, tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazın davalının babasından kalan ve satılan taşınmazların bedeliyle alınarak davalının kardeşi Osman adına tapuda kaydedildiği anlaşılmakta ise de; tanık olarak dinlenen davalının kardeşi Osman’ın beyanı, davalı vekilinin boşanma dava dosyasındaki cevap dilekçesindeki açıklamaları, diğer tanık ifadeleri ve tüm dosya içeriğinden; davalının kardeşi Osman’ın ortak olarak işlettikleri işyerindeki bilgisayarlar ve diğer malzemeler karşılığı dava konusu taşınmazdaki hissesini devrettiğine ilişkin beyanı karşısında; davalının kardeşi Osman’ın hissesinin davalı tarafından bedel ödenerek satın alındığının, dolayısıyla bu hissenin edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece dava konusu taşınmazdaki davalının kardeşi Osman’ın hissesi belirlenip bu hissenin güncel değeri tespit edilerek, davalının kardeşi Osman’dan alınan bu hissenin edinilmiş mal olduğu kabul edilip davacının katılma alacağının belirlenmesi, talep miktarı ve tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına kısmen uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 12.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.