MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVACI-K.DAVADA DAVALI : ...
DAVALI-K.DAVADA DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı dava yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davada davalı ... vekili, mal rejiminin tasfiyesiyle dava dilekçesinde belirtilen 2 ve 3 nolu bağımsız bölümler nedeniyle tapu iptal tescil talep etmiş, 24.04.2007 havale tarihli dilekçe ile 60.000 TL alacak isteğinde bulunmuş, bu miktar üzerinden harç yatırmış, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davada davacı ... vekili, asıl davanın reddini savunmuş, karşı dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesiyle iki adet araç nedeniyle 12.000 TL alacak isteğinde bulunmuştur.
Mahkemenin asıl davada, davanın kabulüne, davalının davacıya 60.000 TL ödemesine, karşı davada, karşı davanın kısmen kabulüne, karşı davalının karşı davacıya 10.499,13 TL’yi 26.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödemesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair ilk kararı taraf vekillerinin temyizi üzerine Daire’nin 10.02.2016 tarihli ve 2014/17654 Esas, 2016/2130 Karar sayılı kararı ile davacı-karşı davada davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile "...Davalı-karşı davacının 2 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hükme esas alınan 10.09.2013 tarihli hesap bilirkişi raporunda asıl dava konusu 2 nolu bağımsız bölüm de dahil edilerek yapılan hesaplama uyarınca davanın kabulü ile 60.000 TL'nin tahsiline karar verilmişse de; taraflar 07.09.1991 tarihinde evlenmiş olup 2 nolu bağımsız bölüm evlenme tarihinden önce 13.11.1990 tarihinde satın alındığından davalı-karşı davacının kişisel malıdır. Evlilik tarihinden sonra da, davacı-karşı davalının kişisel ya da edinilmiş malı ile katkıda bulunduğu da ileri sürülüp kanıtlanamamıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın mal rejiminin tasfiyesi hükümlerine göre çözümü mümkün değildir. Mahkemece, bu bağımsız bölüm hakkında açılan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hesaplamaya dahil edilerek davacı-karşı davalı lehine fazla alacağa hükmedilmesi doğru olmamıştır.” gereğine işaret edilerek
bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davalı karşı davacının açtığı katılma alacağı davası yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalının davacıya takdiren 50.134,35 TL ödemesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, davacı-karşı davada davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı-karşı davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece; 11.09.2013 tarihli rapor ile 13.11.2013 tarihli hükümde Hayriye Arzu’nun katkı oranı 0,5385 ve Refik’in katkı oranı 0,4615 olarak hesaplandığı, bu hususun bozma dışında tutulduğu anlaşılmakla iş bu oranın dava konusu taşınmaz için de uygulanması gerektiği, taşınmazın değerinin 95.000 TL olarak tespit edildiği, davacının katkı oranının 0,5385 olması nedeni ile ( 95.000 x 0,5385 = 51.157,5 ) davacının katkı miktarının 51.157,50 TL olacağı anlaşılmakla taşınmaz değerine ilişkin teknik raporlar arasındaki farklılık nazara alınarak üçüncü bir bilirkişiye dosyayı göndermek yargılamayı sürüncemede bırakacağından mahkemece ortalama bir hesaplama yapılmış olup davalının davacıya takdiren katkı alacağı karşılığı 50.134,35 TL ödemesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Dairenin yukarıda bahsi geçen bozma ilamından önce 03.03.2011 tarihli teknik bilirkişi raporu ile dava konusu 3 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle değeri 88.026 TL olarak tespit edilmiş, davacı-karşı davada davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ve bu hususta bozma yapılmamıştır. Hal böyle iken; Mahkemece bozma ilamından sonra dava konusu 3 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle değerine ilişkin yeniden teknik bilirkişi raporu alınması ve mahkemece teknik raporlar arasındaki farklılık nazara alınarak ortalama bir hesaplama yapılması doğru olmamıştır. Açıklanan bu durum karşısında; davacı-karşı davada davalının katkı oranı %53,85 olarak ve dava konusu 3 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle değeri 88.026 TL olarak belirlendiğine göre mahkemece 47.402 TL’ye hükmedilmesi gerekirken davalı-karşı davada davacı aleyhine fazla olacak şekilde 50.134,35 TL’ye hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen miktar üzerinden davalı-karşı davada davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davalı-karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, davacı-karşı davada davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 44,40 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınmasına ve davalı-karşı davacıdan peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy