MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili; 27.08.2014 tarihinde mülkiyeti müvekkiline ait malların haczedildiğini öne sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, üçüncü kişi ile borçlu şirketin faaliyet konularının aynı olduğu, haciz mahallinde borçlu şirket ve yetkililerine ilişkin evrak bulunduğu, üçüncü kişinin borçlu şirket yetkilisinin akrabası olduğu, haciz adresinin resmiyette borçlu şirketin deposu olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Hemen belirtmek gerekir ki derdestlik, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ilk itiraz olarak düzenlendiği halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(ı) maddesi ile dava şartı olarak kabul edilmiştir. Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni" ile ilgili zorunlu bir durumdur.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı tarihte bulunmaması veya bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez.
Dava şartlarından biri olmadan açılan davada, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMK'nin 115. maddesinde belirlenmiş, ikinci fıkrasında ise mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukuki korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın ikinci kez açılması halinde, davacının bu ikinci davayı açmasının hukuki olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMK'nin 114.maddesi ile derdestlik dava şartı kabul edilerek, maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı haline getirilerek ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.
Derdest bir davanın koşulları 6100 sayılı HMK'nin 114/2-1. maddesinde; "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” şeklinde belirtilmiştir. Derdest bir davanın ilk koşulu, aynı davanın, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılması, ikinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması halinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir.
Somut olaya gelince; davacı üçüncü kişi vekilinin dava dilekçesi, temyiz dilekçesi ve UYAP kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacı üçüncü kişinin eldeki dava tarihinden önce dava konusu haczin iptali hususunda şikayet başvurusunda bulunduğu, ... 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/1025 Esas, 2015/415 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, kararın üçüncü kişi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarihli ve 2015/22652 Esas, 2015/32338 Karar sayılı ilamı ile şikayetçi üçüncü kişi ...'ın icra mahkemesine başvurusunun, haciz işleminin yapıldığı işyerindeki malların kendisine ait olması nedeniyle haciz işleminin iptali istemine ilişkin olduğu, HMK'nin 33. maddesi gereğince, başvurunun hukuki tavsifi hakime ait olup, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle başvurunun, istihkak davası niteliğinde olduğu, Mahkemece, üçüncü kişi ...'ın haczin iptali isteminin istihkak davası olarak vasıflandırılıp, noksan harcı da tamamlatılmak suretiyle yargılamanın istihkak prosedürü kapsamında sürdürülerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Dairemizce 30.05.2018 tarihli ve 2015/22370 Esas, 2018/13392 Karar sayılı geri çevirme kararı ile anılan dosyanın onaylı bir örneğinin gönderilmesinin istendiği, Mahkemece ilgili dosyanın UYAP sisteminde kayıtlı bir kısım belgelerin çıktılarının yer aldığı ve fakat temyiz incelemesi için yeterli olmayan suret dosya gönderilmesi üzerine, bu sefer Dairemizce 19.09.2019 ve 28.10.2019 tarihli Daire Eksiklik Talep yazıları ile anılan eksikliğin giderilmesi istenilmesine rağmen makul sürede işlem yapılmadığı ve eksikliğin giderilemediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece derdestlik dava şartına yönelik olarak araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davacı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
27.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.