DAVA TÜRÜ: İstihkak
MAHKEMESİ: İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli ve 2014/652 Esas, 2016/958 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı alacaklı vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.03.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı alacaklı vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek karar için belirlenen 07.07.2020 tarihinde dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçlulara ait çok sayıda evrak bulunduğunu, üçüncü kişi şirketin sonradan kurulduğunu, üçüncü kişi şirket kurulduktan 47 gün sonra ihaleye iştirak ederek borçlunun mallarını satın aldığını, kısa süre sonra da haciz mahalline taşındığını, üçüncü kişi ile borçlu şirketin bir süre aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, borçlu şirket ve ortaklarının aleyhlerine başlatılan icra takiplerinden kurtulmak amacıyla istihkak iddia eden şirket üzerinden ticari faaliyetini sürdürdüğünü, üçüncü kişi şirketin 2012 yılında kurulmasına rağmen, internet sitesinde 20 yıllık tecrübeden söz edildiğini iddia ederek üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haczedilen malların tamamına yakınının Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2011/6890 talimat sayılı dosyasından yapılan ihalede satın alındığını, ihaleye konu takip ve ihalenin muvazaalı olduğuna ilişkin hiçbir kanıt olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, hacze konu malların 05/04/2012 tarihinde ihale yolu ile davalı üçüncü kişiye satıldığı istihkaka konu haczedilen malların da bu mallar olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2018/1076 Esas, 2019/421 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu hacizli malların Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2011/6890 talimat dosyasında üçüncü kişi şirket tarafından satın alınan mallar olduğunun belirtildiği gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz, üçüncü kişinin ticaret sicil adresinde yapılmakla birlikte, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirket haciz mahallinde ek iş yeri olarak faaliyet gösterirken 23.03.2012 tarihinde iş yerini kapatma kararı almış, anılan karar 17.04.2012 tarihinde tescil edilmiştir. Davalı üçüncü kişi ise, haciz adresine 16.04.2012 tarihinde taşınma kararı almıştır. Davalı üçüncü kişi, borcun doğumundan sonra borçlu şirket ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere kurulmuş olup, borçlu ile üçüncü kişi şirketlerin ticari unvanlarının benzerliği de dikkat çekicidir. Ayrıca, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu haciz adresinden 2012 yılında ayrılmasına rağmen, haciz mahallinde borçlu adına 28.06.2013 tarihli Vergi Dairesi çıktısı, 29.07.2013 tarihli ambar tesellüm fişi, 10.04.2014 tarihli sipariş formu bulunmuş olup kapısı kapalı bir oda içinde de borçlu şirkete ait çok sayıda ödeme emri, mahkeme kararı, tebligat evrakı gibi birçok evrakın bulunduğu koliler olduğu, evrakların da güncel olduğu görülmüştür. Öte yandan, üçüncü kişi hacze konu menkulleri Küçükçekmece 3. icra Müdürlüğünün 2011/6890 talimat dosyasında yapılan ihaleden alındığını iddia etmiş, ihale evraklarının tetkikinde 05.04.2012 tarihinde, haczin yapıldığı iş yerinde gerçekleştirilen açık artırmada borçlunun çalışanı olduğu belirtilen ...'ın, dava konusu haciz de üçüncü kişi şirketin sorumlu müdürü olduğu belirtilerek hazır bulunmuştur. Ayrıca "Som Vida" borçlu şirketin markası olup, takip dosyasına alacaklı tarafından sunulan güncel internet çıktılarında Som ... Vida yetkilileri olarak ... ve ... bildirilmiş olup, adres olarak da haciz adresinin gösterildiği görülmüştür. Dava konusu menkullerin alındığı iddia edilen ihale tutanağına göre; ... açık arttırmaya katılmış ve 47.900 TL pey sürmüş, 48.000 TL ise üçüncü kişi şirket pey sürmüş, ... yeniden pey sürerek arttırım yoluna gitmemiş oIup, ihaleye konu mallar üçüncü kişi şirket ortağına 16.04.2012 tarihinde dava konuzu haczin yapıldığı yerde, teslim edilmiş, aynı gün üçüncü kişi haciz adresinde faaliyete başlamıştır. Bunun yanında, alacaklının delil olarak sunduğu internet çıktısında, üçüncü kişi şirket tanıtım sayfasında 20 yıllık deneyim ve bilgi birikimi ile kurulduğu belirtilmiş, oysa üçüncü kişi şirket 2012 yılında kurulmuştur. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihale yoluyla satın alınan mallar ile haczedilen malların tamamına yakınının aynı mallar olduğu belirtilmiş ise de, dava konusu haciz tutanağında mahcuzların çoğunluğunda seri no vs gibi ayırtedici özelliklere yer verilmediği gibi üçüncü kişinin delil olarak dayandığı ihaleye ilişkin haciz tutanağında ve yine açık arttırma tutanağında da ayırdedici özelliklere yer verilmediğinden hacze konu menkullerin ihaleye konu edilen menkuller olduğu da dosya kapsamına göre net olarak söylenememektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı üçüncü kişi ile borçlu şirket arasında danışıklı işlemler yapıldığı değerlendirildiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davalı üçüncü kişiden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı alacaklıya verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.