MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; davalının 2004 yılından beri kurduğu tesisat ile taşınmazda haksız işgalde bulunduğunu bildirerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafın kamu hizmeti kapsamında 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 12 ve 14. maddeleri gereğince herhangi bir bedel ödemeden fiber optik kabloları dava konusu taşınmaz içerisinden geçirilmesine yönelik işlem yapabileceği, her ne kadar iş bu Kanun 10.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5809 sayılı Kanun ile kaldırılmış ise de davacıya ait parselde tesisatın 5809 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştiği, 406 sayılı Kanun gereğince de davalı şirketin taşınmazının kullanımına engel olmayacak hat geçirme ve ilgili diğer donanımları tesis etme hakkının mevcut olduğu, geçirilen hatların ve tesislerinin taşınmazın kullanımını engellemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Bilindiği gibi; 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 14. maddesine göre; “hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde emlak ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşasına salahiyettardır. Ancak yapılacak tesisatın, işbu arazi emlak ve müessesatın istimal ve istifadesini haleldar etmemesi lazımdır”. Bu hükümler uyarınca, bir taşınmaz üzerinde tesisat yapılması halinde taşınmaz mal maliklerinin mülkiyet hakkı devam eder ve yapılan işlem hukuk açısından ne bir kamulaştırma ve ne de irtifak hakkı kurma olarak nitelendirilebilir. Aksine, yasa koyucu, malikin mülkiyet hakkını korumak amacıyla, kurulacak telgraf ve telefon tesisatının taşınmaz malın malikinin kullanma ve yararlanma, haklarını engellememesi koşulunu öngörmüştür. Demek oluyor ki, bir taşınmaz üzerinde 406 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükmünce telgraf ve telefon tesisatı kurulması, malikin taşınmazı kullanma ve ondan yararlanma haklarını engellememesi halinde mümkündür.
Temyize konu bu davada, tel çekilmesi haricinde telefon direği dikilmek suretiyle taşınmazın arzına müdahale edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Elatma tarihinde yürürlükte bulunan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 12 ve 14. maddelerine göre, davalı ... Telekom A.Ş'nin kullanımına engel olmayacak şekilde araziden kablo geçirme hakkı mevcuttur. Ancak; dosya içindeki bilgi ve belgelere göre taşınmaza direk dikmek suretiyle el atıldığı anlaşıldığından davacının Türk Medeni Kanunu'nun 683.maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek; davalının elatmasının önlenmesine ve davacının taşınmazı edinme tarihinden itibaren ecrimisil isteminin kabulüne karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; açıklanan sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.