MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalıların işgalinde bulunan 127 ada 5 parselde kayıtlı iki katlı taşınmaza haksız elatmalarının önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2010 yılı 4. ayından itibaren 5.000 TL ecrimisilin yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi davası yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil davası yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olayda, davaya konu ... ili ... ilçesi 127 ada 5 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın davacı adına tescilli olduğu, 12.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporuna göre, davalıya ait 127 ada 4 parsel üzerinde yer alan zemin üstü bir kattan oluşan yapının, zeminde 17 m2 alanı kapsayan kısmının davacıya ait 5 parsele tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, 24.11.2014 tarihli inşaat mühendisi ve mülk bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, 04.04.2010 tarihinden 04.10.2013 arası dönem için toplam 4.004.67 TL ecrimisil hesaplandığı, davalı vekilinin 24.03.2015 havale tarihli beyan dilekçesinde, tecavüzlü kısmı duvar örmek suretiyle kapattıklarını beyan ettiği,davacı vekilinin ise 18.06.2014 havale tarihli dilekçesiyle davalıların taşınmazın 1. katını tahliye ettiklerini, tahliye ettikleri yerin yarısını tuğla ile ördüklerini, 2. katı tahliye etmeyip kullanmaya devam ettiklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalıların tecavüzlü alanı duvar örmek suretiyle ayırarak sonradan tamamını tahliye ettikleri gerekçesiyle elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse de, davalıların davaya konu taşınmazın tecavüzlü kısmının 2. katını tahliye ettikleri dosya kapsamından tereddütsüz bir şekilde anlaşılamadığına göre, Mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak tarafların gösterdiği tanıklar da dinlenmek suretiyle 2. kata müdahalenin devam edip etmediği tereddütsüz belirlendikten sonra sonucuna göre olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy