MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Galle Fazlası Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair karar (Kapatılan) Yargıtay 18. Hukuk Dairesince bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına karşı direnme kararı verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.02.2019 tarihli ve 2018/10714 Esas, 2019/1036 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Duruşma istemi, karar düzeltme incelemesinin duruşmaya tabi olmaması itibarıyla reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava, galle fazlasına müstehak vakıf evladı olan davacı tarafından açılan galle fazlası tahsili istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine de uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin ıslah harcına yönelik itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı vekilinin yargılama aşamasında adli yardım talebinde bulunduğu ve mahkemece 17.07.2014 tarihli oturumda talebin kabulüne karar verildiği bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 05.02.2019 tarihli ve 2018/10714 Esas, 2019/1036 Karar sayılı ilamında yer alan;
"Kabule göre de;
Bir an için ıslahın süresinde yani bozma ilamından önce olduğu kabul edilse dahi, artırılan dava değeri üzerinden alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcının alınmadan yargılama devam edilerek artırılan miktar üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (YİBK, 16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E., 1983/6 K.) Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim T.C. Anayasası'nın 73. maddesinde "vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 2017/716 Karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktarı ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, 18.07.2014 tarihli dilekçe ile artırılan miktar için harç yatırılmadığı hususu nazara alınmaksızın eksik harçla artırılan miktar yönünden de işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi,
İfadelerinin adli yardım talebinin kabulü nedeniyle maddi tazminata dayalı olduğundan ilamdan çıkartılmak suretiyle ilamın bu şekilde DÜZELTİLMESİNE, ilamdaki diğer hususların aynen muhafazasına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy