MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil Alacağının Tahsili İçin Başlatılan İcra Takibine Karşı Yapılan İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; ... İlçesi, 11 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin gaip olduklarını ve müvekkilinin kayyım olarak atandığını, taşınmaz davalı tarafından haksız olarak kullanıldığı için ecrimisil istemiyle aleyhine Antalya 11. İcra Müdürlüğünün 2010/27339 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taşınmazın ecrimisil ihbarnamesinde gösterilen alan miktarınca uzun süredir müvekkilinin kullanımında olduğunu, buna ilişkin olarak tapu iptal ve tescil davası açtıklarını ve bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının verilen iki haftalık kesin süre içerisinde gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi neticesinde; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/2095 Esas, 2015/310 Karar sayılı ilamıyla; 6100 sayılı HMK'nin 324. maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği, olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanun'un 114/g, 115/2 ve 120/2. maddelerine göre karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hüküm bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ise davanın kısmen kabulü ile, bilirkişi tarafından hesaplanan 1.091,96 TL alacak miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmiş, hüküm yine davacı vekilince temyiz edilmiştir. İkinci defa yapılan kanun yolu incelemesi sonucunda; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2017/3747 Esas, 2017/4705 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu yerin bilirkişilerce saptanan kısmının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalı tarafından kullanıldığı, ecrimisile karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle karar bir kez daha bozulmuştur.
Nihai olarak; Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; yeniden bilirkişiler aracılığıyla ecrimisil hesabı yaptırılmış ve davanın kısmen kabulü ile 5.790,04 TL alacak miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 93.248,95 m2 yüzölçümlü, 13412 ada, 31 parselin (eski 11 parsel) gaip kişiler adına kayıtlı kuru tarım arazisi olduğu, davalının fen bilirkişi raporuna göre; 9.066 m2'lik kısmı ev, sera ve tarla olarak kullandığı ve taraflar arasında bu hususta ihtilaf olmadığı, davacının 01.01.2008-31.12.2009 arası haksız işgal tazminatı için icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece bozma ilamına uyulmakla birlikte; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; Dairece yapılan temyiz incelemesinde tarım arazilerinin haksız kullanımı ile ilgili olarak ecrimisil hesabının nasıl yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, bilirkişilerce buna uyulmadığı, bölgede ekilen tarım ürünlerinin tarlada buğday ve dane mısır olduğunun belirlendiği, bu doğrultuda her iki ürünün talep edilen yıllar bakımından net geliri dikkate alınarak her yıl için ortalama gelirin bulunması ve bunun üzerinden işgal edilen alan miktarınca ecrimisil hesabı yapılması gerekirken sadece buğdayın yıllık net geliri üzerinden hesaplama yapıldığı, ayrıca tarım arazisi olarak kabul edilen yer bakımından ilk dönem için bulunan miktara, ÜFE uygulanarak sonraki dönemin bulunmasının doğru olmadığı, her yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılması gerektiği gözetilmeksizin bozma gereklerine uygun olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması yeniden bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 98,87 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 296,64 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.