MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ölüme Bağlı Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, ortak miras bırakan ...'nın 2010 yılında öldüğünü, tarafların 1978 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen mal varlığının müteveffaya ait banka hesabında tutulduğunu, müşterek çocukları olmaması nedeniyle müteveffanın, eşinden mal kaçırmak maksadıyla bireysel hesabını kız kardeşi ... ile müşterek hale çevirdiğini, gerçekte davalı ...'nin hesaptaki parayla ilgisi bulunmadığını, tereke tespit dosyasında 2010 ve 2011 yılı itibarı ile 383729-24 nolu hesapta 10.898 TL, 25 nolu hesapta 27.939 TL ve 26 nolu hesapta 195.540 TL bulunduğunu, söz konusu hesaplarda bulunan paraların edinilmiş mal olduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50.000 TL katılma alacağının yasal faiziyle birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiş,bozma sonrası açtığı ek dava ile bu talebine ek olarak 68.232,56 TL katılma alacağı talebinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın yersiz açıldığını, bahse konu hesapların müşterek hesap olup, 1/2 payının müvekkiline ait olduğunu, müşterek taşınmazın satılması nedeniyle satış bedelinin banka hesabına yatırıldığını, müvekkilinin düzenli geliri bulunan bir kişi olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davacının gelir getiren bir işi olmadığını ve banka hesabındaki paraya katkısı bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonunda Dairemizin 2014/19327 Esas, 2015/6718 sayılı Kararı ile davanın; ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkin olduğu, dosyadaki kayıt ve belgelerden banka hesabının ilk olarak 01.01.2002 tarihinde açıldığı, sonraki dönemlerde alt hesaplar açıldığı, hesap bakiyelerinin yeni açılan farklı ve ortak hesaplara aktarıldığının anlaşıldığı, gerek tereke dosyasındaki tespitler, gerekse eldeki dosyada, mal rejiminin sona erdiği tarih ve daha öncesinde, dava dilekçesinde yazılı miktarlarda hesap bakiyesinin mevcut olduğu ancak sonrasında hesaplardaki paraların çekildiği ya da transfer edildiğinin görüldüğü, davalı tarafça banka hesaplarındaki paraların müteveffanın kişisel malı niteliğindeki taşınmazın satılmasından elde edilen paralar olduğunu ileri sürmüşler ise de buna ilişkin belge ve kayıt bulunmadığı, banka hesaplarındaki paraların edinilmiş mal niteliğinde olduğu, Mahkemece, müteveffaya ait hesaplara ve alt hesaplara ilişkin hesap açma sözleşmeleri, ilgili kayıt ve belgelerin bankasından istenilerek söz konusu hesapların müşterek ve müteselsil hesap niteliğinde olup olmadığı, ya da hesabın müşterek olmayıp sadece para çekme yetkisi veren bir hesap niteliğinde olup olmadığının yukarıda yazılı ilke ve esaslar çerçevesinde belirlenmesi, müteveffanın bireysel ve ortak hesabına ait hareketler izlenmek suretiyle, tasfiye tarihi itibarı ile mevcut bakiye olup olmadığı üzerinde durulması, eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra, bankacılık konusunda uzman bilirkişiden taraflar ve Yargıtay denetimine açık rapor alınması, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediğine işaret edilerek bozma kararı verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak , asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulü ile 50.000 TL yönünden dava tarihi olan 04.07.2011 tarihinden itibaren, 68.232,56 TL yönünden 18.12.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde bir kısım davalılar vekili, davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından da katılma yoluyla temyiz isteğinde bulunulmuştur.
Dava hakkında verilen ilk kararın, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulduğu, Yerel Mahkemece Daire bozmasına uyulmuşsa da bozmanın gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, bozma ilamında, eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra, bankacılık konusunda uzman bilirkişiden taraflar ve Yargıtay denetimine açık rapor alınması, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş, Mahkemece, bozma sonrası davaya konu banka hesapları hakkında, bankacılık konusunda uzman bilirkişi tarafından, bozma ilamı doğrultusunda bir inceleme yapılmadan, bozma öncesi alınan hesap bilirkişi raporunu hazırlayan avukat bilirkişi tarafından hazırlanan 21.10.2017 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda müteveffaya ait hesaplara ve alt hesaplara ilişkin hesap açma sözleşmeleri, ilgili kayıt ve belgeler üzerinde, bankacılık konusunda uzman bilirkişi tarafından inceleme yaptırılarak, söz konusu hesapların müşterek ve müteselsil hesap niteliğinde olup olmadığı, ya da hesabın müşterek olmayıp sadece para çekme yetkisi veren bir hesap niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi, müteveffanın bireysel ve ortak hesabına ait hareketler izlenmek suretiyle, tasfiye tarihi itibarı ile mevcut bakiye olup olmadığının belirlenmesi, bu hususlara ilişkin taraflar ve Yargıtay denetimine açık rapor alındıktan sonra, elde edilecek sonuca göre, davacının katılma alacağı talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 02.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy