DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2015/201 Esas, 2018/102 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı, davalı vekili tarafından bu karara ilişkin istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nce 17.10.2018 tarihli ve 2018/1620 Esas, 2018/1336 Karar sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan reddine, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2015/201 Esas, 2018/102 Karar sayılı kararının resen gözetilen nedenle kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili asıl davada; davalı idarenin 1789 ada 9 parsel sayılı, 186,00 m² alanlı arsanın maliki olduğunu, davalının hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın söz konusu taşınmazın 186,00 m²'lik kısmına bina ve bahçe yapmak suretiyle taşınmaza müdahale ettiğini, dava konusu taşınmazın Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin işgalinde bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 05.12.2014-31.04.2015 tarihleri arasında teraküm eden 9.506,77 TL işgal tazminatının işgal tarihinden itibaren kademeli kanuni faiz, mahkeme masrafı ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, birleşen dosyada ise dava konusu 1789 ada 9 parsel sayılı taşınmazın vekil eden idareye ait olduğunu, taşınmazın 498,11 m2 lik kısmının davalı idarenin işgali altında olduğunu belirterek, 01.10.2012 ile 31.11.2014 tarihleri arası dönemler için 153.750,00 TL ecrimisil bedelinin işgal tarihinden itibaren kademeli kanuni faiz, mahkeme masrafı ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 25.04.2016 havale tarihli bedel artırım dilekçesiyle; asıl dosyada ecrimisil alacağı taleplerini 19.816,67 TL'ye, birleşen dosya bakımından ecrimisil alacağı taleplerini 263.417,62 TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.
Dava, davalı vekilinin talebi üzerine, ...'na ihbar edilmiştir.
Davalı vekili, talep edilen ecrimisil miktarının fahiş olduğunu, davanın kabulüne karar verildiği takdirde, hükmedilmesi gündeme gelecek tazminat miktarına hakkaniyet indirimi yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan vekili, davanın muhatabı idareleri olmadığından, husumet taraflarına yöneltilemeyeceğinden, ihbar dilekçesi ve davanın idareleri bakımından reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dosyada 05.12.2014-30.04.2015 tarihleri arasında belirlenen 19.816,67 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosyada 01.10.2012-31.11.2014 tarihleri arasında belirlenen 263.417,62 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nce 17.10.2018 tarihli ve 2018/1620 Esas, 2018/1336 Karar sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan reddine, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2015/201 Esas, 2018/102 Karar sayılı kararının davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle resen kaldırılmasına karar verilerek; davanın kabulü ile, asıl dosyada 05.12.2014-30.04.2015 tarihleri arasında belirlenen 19.816,67 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosyada 01.10.2012-31.11.2014 tarihleri arasında belirlenen 263.417,62 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan karar-ilam harcı alınmasına yer olmadığına hükmedilmiş olup, bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; HMK'nin 297/2. maddesi (HUMK'un 389. maddesi) gereğince; Mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları tek tek belirtmesi gerekir. Aksi halde hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Bilindiği üzere ecrimisil davalarında, her dönem için belirlenen miktara dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faiz yürütülmesi gerekmektedir. Davacı vekili asıl dosyada, 05.12.2014-31.04.2015 tarihleri arası için, birleşen dosyada 01.10.2012 ile 31.11.2014 tarihleri arası için talep ettiği ecrimisilin işgal tarihinden itibaren kademeli kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş olup, mahkemece davacının davasının bedel artırımı yapılmış haliyle kabulü ile asıl dosyada 05.12.2014-30.04.2015 tarihleri arasında belirlenen 19.816,67 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosyada 01.10.2012-31.11.2014 tarihleri arasında belirlenen 263.417,62 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilmişse de, hükmün bu haliyle infaza elverişli olduğu söylenemez.
Mahkemece, dosya arasında bulunan 18.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunularak, hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının B-1-a bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Asıl dosyada 05.12.2014-30.04.2015 tarihleri arasında belirlenen 19.816,67 TL ecrimisil alacağının için 30.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" tümcesinin yazılmasına, ayrıca B-2-a bendinin “ 263.417,62 TL ecrimisil alacağının” bölümünden sonraki kısmın hükümden çıkartılarak yerine, “01.10.2012–30.11.2012 dönemi için 18.930,00 TL’nin 30.11.2012 tarihinden itibaren, 01.12.2012–30.11.2013 dönemi için 119.129,28 TL’nin 30.11.2013 tarihinden itibaren, 01.12.2013–30.11.2014 dönemi için 125.358,27 TL’nin 30.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," tümcesinin yazılmasına, HMK'nin 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.