DAVA TÜRÜ: İstihkak
MAHKEMESİ: Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı üçüncü kişi vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.11.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı üçüncü kişi vekili Avukat ... ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü :
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili firmanın maden ocağında haciz işlemi yapıldığını, borçlu şirketin 2012 yılında 1 yıllığına Rödovans Sözleşmesi ile maden ocağını işlettiğini, sürenin bitiminde ise kendisine ait olan makine, araç, teçhizat ve malzemelerini alarak ayrıldığını, dava konusu mahcuzları Ekonomi Bakanlığının yatırım teşviki ile edindiklerini, ayrıca 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 40. maddesine göre maden ocağındaki makine ve mahcuzların haczedilmesinin hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, istihkak iddiasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirketin borçlu şirketin şubesi olarak çalıştığını, borçlu şirketin hacizden sonra adresini değiştirdiğini,mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak hareket ettiklerini, aralarında organik bağın sabit olduğunu, her iki şirketin ortakları ve yöneticileri aynı kişilerden teşekkül ettiği gibi, aynı iş kolunda merkez ve şube olarak çalıştıklarını açıklayarak, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, haciz adresi borçlunun adresi iken takip tarihinden sonra borçlu şirket tarafından adresin değiştirildiği, üçüncü kişi davacı şirket ile davalı borçlu şirketin yetkilileri ve ortaklarının aynı olduğu gibi aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, her iki şirket arasında organik bağın bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 27.3.2019 tarihli ve 2018/ 1141 Esas, 2019/254 Karar sayılı kararı ile ödeme emrinin borçlu şirketin kurucusu, aynı zamanda maden sahibi olduğu da belirtilerek ...'a haciz adresinde bizzat tebliğ edildiği, ...'ın hem borçlu hem de 3.kişi şirketin kurucusu ve temsilcisi olduğu, her iki şirketin de maden işiyle uğraştığı, üçüncü kişi şirketin aynı ünvanla şube açtığı, şube açılan adresin borçlu şirketin de faaliyet gösterdiği haciz adresi olduğu, hacizden sonra borçlu şirketin 22.04.2015 tarihinde adresini değiştirdiği, karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle, borçlu ve üçüncü kişinin tutması zorunlu ticari defterlerin getirtilmek veya yerinde inceleme yapmak ve ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile makine mühendisi veya maden mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınarak, üçüncü kişinin delil olarak sunduğu teşvik belgesi ve bununla ilgili faturalar dikkate alınarak hacze konu mahcuzların Bakanlığın yatırım teşvik kapsamında edinilip edinilmediği, hacze konu mahalde yapılacak keşif ile hacze konu mahcuzlar ile teşvik belgesi ve faturaların uyumlu olup olmadığının belirlenmesi, faturaların defterde kaydının bulunup bulunmadığı, üçüncü kişi ile borçlu arasında yapılan Rödovans Sözleşmesi de dikkate alınarak hacze konu mahcuzların kimin mülkiyetinde olduğu, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında devam eden ticari ilişki olup olmadığı, davacı şirket ile dava dışı şirketler arasında yapılmış Rödovans Sözleşmesi olup olmadığı, yapılmış ise hacze konu mahcuzların kullanımının sözleşme kapsamında yer alıp almadığının belirlenmesi, öte yandan hacze konu iş makinelerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili Yönetmelik uyarınca tescile tabi araçlar olup olmadığının belirlenerek, anılan Kanun'un 22/c-2. maddesi uyarıca belirlenen makinelerin hangi tarihler arasında kimin adına kayıtlı olduğunun belirlenmesi amacıyla ilgili Ticaret Odasına müzekkere yazılarak bu hususa yönelik araştırma yapılması, tescile tabi araçların devir ve temlikinin aynı Kanun'un 20/d maddesi gereğince noterde düzenlenen sözleşme ile yapılması gerektiği ve üretici ya da ithalat yapan firmadan alınan ilk el faturasının da mülkiyet hakkının kanıtlanması açısından sahiplik belgesi olarak kabul edilmesi gerektiği hususlarının gözardı edilmemesi gerekmekte olup, belirlenen şekilde toplanan delillerin dosya içerisindeki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.