MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Asıl Dava: Elatmanın Önlenmesi
Birleşen Dava: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen davada; Mahkemece, asıl davada yargılama aşamasında dava konusu taşınmazların davalılara devredildiği anlaşıldığından konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; birleştirilen davanın kısmen kabulü ile (09.03.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre) hesaplanan 30.550,00 TL ecrimisilin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 02.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında ayrı ayrı tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu 1 parselde bulunan 23-25-26 no’lu bağımsız bölümlere davalılarca tecavüzde bulunulduğunu ileri sürerek, asıl davada müdahalelerinin men’ine; birleştirilen davada ise ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada yargılama aşamasında dava konusu taşınmazların davalılara devredildiği anlaşıldığından, konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; birleştirilen davanın kısmen kabulüne, (09.03.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre) hesaplanan 30.550,00 TL ecrimisilin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 02.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında ayrı ayrı tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi; birleştirilen dava ise ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından birleştirilen dava yönünden ve davalılar tarafından ise asıl dava yönünden temyiz edilmiş, davalıların temyiz itirazı temyiz harcını ihtara rağmen yatırmadıkları nedeniyle reddedilmiş, ek karar da davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Karar, Dairemizce: “ 1)Davacılar, 30.09.2013 tarihli ihtarname ile davalıları, ihtarname tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde ecrimisil bedelini ödemesi hususunda ihtar etmiş, davalılara 02.10.2013 tarihlerinde ihtarname tebliğ edilmiştir. Mahkemece, ihtarnamenin tebliğ edildiği 02.10.2013 tarihinden davanın açıldığı 19.11.2013 tarihleri arası dönemi kapsayacak şekilde ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, ecrimisil talebinin reddedilmesi doğru görülmemiştir. 2) Davalıların temyiz itirazlarına gelince; Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 12.01.2017 tarihli ve 2016/10237 Esas, 2017/188 Karar no’lu ilamıyla: "...eksik harcın süresinde yatırılmaması nedeniyle HUMK’un 434.maddesinin gözetilerek davalılar vekilinin temyizi hakkında olumlu ya da olumsuz bir ek karar verilmesi ..." gerektiği gerekçesiyle geri çevirme yapılmış, Mahkemece 06.03.2017 tarihli ek kararla: " - Davalıya eksik temyiz harcının tamamlanması için meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen süresi içinde harç tamamlanmadığından kararın temyiz edilmemiş sayılmasına" karar verilmiştir. Asıl dava elatmanın önlenmesi; birleştirilen dava ise ecrimisil istemine ilişkindir. Davalılar vekilinin, harcın, taşınmazın bir yıllık kira bedeli üzerinden hesaplanması gerektiğine yönelik iddiasına karşın, Mahkemenin harcı elatmanın önlenmesi davası olması nedeniyle elatılan taşınmazın değerini baz alarak hesaplamasının doğru olduğu gözetilerek davalılar vekilinin temyiz itirazının reddine …” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak asıl davada yargılama aşamasında dava konusu taşınmazların davalılara devredildiği anlaşıldığından konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; birleştirilen davanın kısmen kabulü ile (09.03.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre) hesaplanan 30.550,00 TL ecrimisilin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 02.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında ayrı ayrı tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen ilk karar akabinde asıl davadaki elatmanın önlenmesi talebinin kabulü yönündeki karar kesinleşmiş olup bu hususta mahkemece asıl davaya dair olarak yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, bozma sonrası eldeki kararda (A) bendi başlığı altında 6 bent halinde fer’ileriyle birlikte yeniden karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.