MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada ... 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 04.02.2019 tarihli ve 2019/52 Esas, 2019/98 Karar sayılı davanın reddine dair hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulmuş, Dairemizin 17.09.2018 tarihli ve 2017/14923 Esas, 2018/15734 sayılı Kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 07.06.2016 tarihinde “haciz” ve “tahliye” istekli olarak başlattığı icra takibi ile 107.606,18 TL kira alacağının faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı borçluya ödeme emri 08.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kiracının 15.06.2016 tarihinde takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, davalı tarafından borca itiraz edildiği, bilirkişi raporu doğrultusunda fazla talep edilmiş kira bedeli farkı ve faiz alacağının bulunmadığının tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmakla, itirazın kaldırılmasına, takibe konu ayların kira bedellerinin 30 günlük yasal sürede ödenmemesi nedeni ile temerrüdün gerçekleştiği nazara alınarak tahliyeye karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının İİK 269/c maddesi gereğince borcun olmadığını yazılı belgelerle ispat etmek mecburiyetinde olup, bu yönde yazılı belge ibraz etmediğinden İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 17.09.2018 tarihli ve 2017/14923 Esas, 2018/15734 Karar sayılı ilamı ile; “Somut olayda; 13 nolu ihtarlı ödeme emri davalıya 08.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 30.06.2016 tarihinde açılmıştır. Alacaklı vekili tarafından 30 günlük ödeme süresi dolmadan İcra Mahkemesinden tahliye isteminde bulunulduğundan tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığından bu karara yönelik istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma sonrasında, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 13 nolu ihtarlı ödeme emrinin davalıya 08/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 30/06/2016 tarihinde açıldığı, alacaklı vekili tarafından 30 günlük ödeme süresi dolmadan tahliye isteminde bulunulduğundan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği durumlarda dosya üzerinden karar verilemez. Bu arada HMK'nin hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27.maddesi, T.C. Anayasası'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılama hakkına ilişkin 6.maddesi de dikkate alınmalıdır.
6100 sayılı HMK'nin “Hukuki Dinlenme Hakkı” başlığını taşıyan 27. maddesinde “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” hükmü bulunmaktadır. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı; tarafların usulüne uygun şekilde duruşmalara davet edilmelerini ve yargılama aşamalarında taraflara söz hakkı tanınmak suretiyle yargılama yapılmasını ve hüküm verilmesini zorunlu kılar.
6100 sayılı HMK'nin 373/3 maddesinde karar bozulup geldiğinde tarafların davet edileceği ve beyanları alındıktan sonra bozmaya uyma ya da direnme kararı verilebileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere; mahkemece, taraflara hukuki dinlenilme hakkı tanınmalı ve yargılama aşamalarından taraflar haberdar edilmeli, beyanlarını ve diyeceklerini bildirmeleri için fırsat verilmeli ve buna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince yargılamanın duruşma açılmak suretiyle ve taraflara bozma ilamı tebliğ edilip, bozmaya uyulup uyulmayacağı da değerlendirildikten sonra yapılması gerekirken, değerlendirmede yanılgıya düşülerek dosya üzerinden ve savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre, dava itirazının kaldırılması ve tahliye davası olmasına karşın mahkemece bozma ilamı ile sınırlı olarak değerlendirme yapılarak davanın tümden reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/4. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy