MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Paydaşlararası Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, ... ve ... yönünden feragat nedeniyle reddine, ... ve ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı ile birlikte mirasbırakanları ... ve ...’den kalan ... İli, ... İlçesi, 231, 232, 351, 1135, 1359, 1466, 495, 350, 1208, 805, 2069 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olduklarını, itirazlarına rağmen uzun süredir davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın taşınmazları bizzat kullanmak, kiraya vermek suretiyle gelir elde ettiğini ve miras paylarını vermediğini ileri sürerek paylarına isabet edecek toplam 10.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında talep 231, 351, 1135, 1208, 805, 495 parsellere hasredilmiştir.
Davalı vekili; tüm paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluştuğunu, müvekkiline bırakılan yerler olan 231 parseldeki kahvehane ile 351 parseldeki kendi oturduğu evi kullandığını, 351 parselin yaklaşık 1500 m2 olduğunu, 100 m2'sini müvekkilinin, geri kalanını 1400 m2 tarla olarak davacı ...’ün kullandığını, ayrıca intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmazlarda intifadan men koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.06.2013 tarihli ve 2013/6780 Esas, 2013/9647 Karar sayılı ilamıyla; davalı kullanımının kanıtlanamadığı 1135, 1208, 805, 495 parseller bakımından davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı, ancak ticari işletme ve hukuki semere elde edilen yerlerde intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek olmadığı, tanık beyanları ve davalının kabulüne göre, dava konusu 351 parseldeki evin ve boş alanın davalı tarafından kullanıldığı, diğer evin kiraya verildiği, 231 parseldeki kahvehaneyi ise davalının bizzat kullandığı veya kiraya vererek gelir elde ettiğinin sabit olduğu, bu nedenle 231 ve 351 parseller bakımından kabul kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Bunun üzerine; 28.08.2013 tarihinde, davacılar vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş, süreç devam ederken tarafların aralarında yaptıkları 21.11.2013 tarihli miras taksim sözleşmesinde varılan mutabakat uyarınca; davacılar vekilince davadan ve karar düzeltme talebinden vazgeçtiklerine dair beyanda bulunulmuştur. Bu doğrultuda; Dairece feragat yetkisi içeren vekaletnamenin gönderilmesi için dosya mahalline geri çevrilmiş, davacılar vekilince; müvekkilleri ... ve ... tarafından verilen vekaletnamelerde davadan feragat yetkisi bulunmadığı belirtilerek karar düzeltme talebi gereği dosyanın Yargıtaya yeniden gönderilmesi istenmiş, Dairece yapılan incelemede talep, miktar itibariyle karar düzeltme sınırı altında kaldığından reddedilmiştir.
İlk bozmaya uyularak Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 351 parseldeki evin ve boş alanın davalı tarafından kullanıldığı, diğer evin kiraya verildiği, 231 parseldeki kahvehaneyi ise davalının bizzat kullandığı veya kiraya vererek gelir elde ettiği belirtilerek 231 ve 351 parseller hakkında davacılar ..., ..., ... ve ... lehine ecrimisile hükmedilmiş, karar bu kez davalı vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 31.01.2018 tarihli ve 2015/12996 Esas, 2018/584 Karar sayılı ilamıyla; yargılama aşamasında tüm mirasçıların bir araya gelerek düzenledikleri 21.11.2013 tarihli miras taksim sözleşmesi ile “... Asliye Hukuk Yargıçlığında görülmekte iken temyiz isteği sonucu halen Yargıtayda bulunan davacısı ... ..., ... olan, davalısı ... olan ecrimisil davasından davacıların feragat edeceğinin” kararlaştırıldığı, karar düzeltme aşamasında, davacılar vekilinin 29.11.2013 tarihli dilekçesi ile davadan ve karar düzeltme talebinden vazgeçtiklerine dair beyanda bulunduğu, davacılardan ...’ın Av....’ı vekil tayin ettiği vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin de yer aldığı, bu doğrultuda miras taksim sözleşmesinin belirtilen maddesinin Mahkemece değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi, ancak her halükarda ... vekilinin feragat yetkisi olduğu gözetilerek, ... bakımından feragat nedeni ile davanın reddedilmesi, dosya içerisinde ... adına vekile verilen yetki belgesi bulunup, vekaletname bulunmadığından, ...’ın yetki belgesine dayanak olarak verdiği vekâlet getirtilerek vekaletnamesinde vekile ferâgat yetkisi verip vermediğinin belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi ve 231 ve 351 parsel sayılı taşınmazlar için davacıların hangi oranda ecrimisil istediği açıklattırılarak bu açıklamaya göre ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği belirtilerek karar yeniden bozulmuştur.
Yerel Mahkemece; ikinci bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde; Yargıtay bozma ilamı gözönüne alınıp; davacı ... tarafından verilen vekaletnamede, vekilin davadan feragat yetkisinin bulunduğunun tespit edildiği belirtilerek davacılar ... ve ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, diğer davacılar ... ve ... bakımından ise 351 ve 231 parseller yönünden davanın kısmen kabulü ile 2007 ve 2011 yılları arasında her iki davacı için ayrı ayrı payları oranında ecrimisile hükmedilmiştir. Karar, yine davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davacılar vekilinin taraflar arasında imzalanan anlaşmaya göre tüm davacılar için davadan feragat beyanında bulunduğu, ancak davacı ... ve ... tarafından verilen vekaletnamelerde vekile bu yetkinin tanınmadığı, diğer davacılar ... ve ... bakımından ise vekilin feragat yetkisinin var olduğu, 231 ve 351 parselde tarafların paydaş olduğu, 231 parselde bulunan kahvehaneyi davalının kullandığı, 351 parselin tapuda 1.760 m2 yüzölçümlü bahçeli kerpiç iki ev niteliğinde olduğu, üzerinde yeni ev, eski ev ve dam şeklinde toplam 210 m2’lik 3 adet yapı bulunduğu ve hepsinin davalının tasarrufunda olduğu, geriye kalan bahçe kısmının ise keşif tarihi itibariyle yaklaşık 2 yıldır davacı ... adına dava dışı Mehmet tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
1.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; Mahkemece davacılar ... ve ... bakımından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer davacılar ... ve ... bakımından ise 231 ve 351 parsel yönünden verilen kısmen kabul kararı ile ilgili olarak; hükme esas alınan 20.11.2012 tarihli ziraat, inşaat, gayrimenkul değerleme uzmanı ve fen bilirkişilerince düzenlenmiş raporda belirlenmiş olan miktarlar 495, 1208, 1135, 805, 351, 231 parsellerin tamamına ilişkindir. Hesaplamanın sadece 351 ve 231 parseller bakımından yapılması ve bu iki parsel yönünden davacılar ... ve ... açısından bulunacak ecrimisil miktarına hükmedilmesi gerekirken, belirtilen 6 parsel için bulunan toplam miktar üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan; anılan raporda 231 parselde bulunan kahvehaneyle ilgili yapılan hesabın yukarıda belirtmiş olduğumuz ilkelere uymaması, emsal araştırması yapılmaması, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE uygulanarak sonraki dönemlerin bulunması gerekirken, son dönem için getireceği kira parası belirlenip geriye doğru hesaplama yapılması da hatalı olmuştur. Yine bahçeli kerpiç iki ev niteliğindeki 351 parselle ilgili olarak davacı tanığı Mehmet Akgün’ün parsel başında verdiği beyanında; evin önündeki boşluğu (yaklaşık 1.550 m2 yeri) 2 yıldır davacı ... adına kendisinin kullandığını, iki yıl öncesinde davalı ...’in ekip biçtiğini beyan etmesine rağmen, ... için anılan parselle ilgili 3 yıllık ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, 5 yıllık hesap üzerinden karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda davalı vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.