MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin bir kısım payı üzerinde malik olduğu, tamamı üzerinde de intifa hakkına sahip olduğu 74 parsel sayılı taşınmazın, davalı şirket tarafından işgal edildiğini belirterek, elatmanın önlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının hissedar olduğu ... Madencilik Şirketine ait maden arama ruhsatının yine davacının da önceden pay sahibi olduğu davalı şirkete devredildiğini, daha sonra davacının davalı şirketteki payını devrederek herhangi bir alacağının kalmadığına dair belge imzaladığını, dava tarihine kadar kullanıma hiç itiraz edilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiş, karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince taraflar arasındaki sözleşmenin değerlendirilmesi ve dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak maden arama ruhsatının kapsadığı alanın belirlenmesi gerektiğinden bahsile bozulmuş, bozmaya uyan Mahkemece yargılama sırasında işgale son verilmesi nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin birinci fıkrası “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine takdir ve hükmeder” hükmünü içermektedir. Ayrıca HMK madde 323/1-ğ bendinde 'Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti' yargılama giderleri kapsamında sayılmıştır.
Mahkemece dava sırasında işgale son verildiği, davacının dava tarihinden önce 18.09.2002 tarihli sözleşme ile haklarını devrettiğini belirterek davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olmadığına karar vererek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, 4.292,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş ise de; somut olayda dava konusu taşınmazda davacı, dava dışı üçüncü şahısla paylı malik olup, intifa hakkı davacıya aittir. Davacının tapudan kaynaklanan mülkiyet hakkı karşısında, maden işletme ruhsatının davalıya devredilmesi, dava konusu taşınmaza müdahale edilmesi hak ve yetkisini vermez. Bu nedenle davacı, kanundan doğan mülkiyet hakkı nedeniyle dava açıldığı tarihte haklı olup yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’uun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.