MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2017/175 Esas, 2018/445 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekili, davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haczin yapıldığı taşınmazın müvekkili şirket tarafından satın alındığını, mahcuzların müvekkili tarafından bedeli ödenerek dava dışı firmalardan alındığını, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında hiç bir organik bağ bulunmadığını açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; devir işleminin muvazaalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, müvekkili şirketin haczin yapıldığı taşınmazın eski maliki olduğunu ve ekonomik zorunluluklar nedeniyle elinde bulunan malların satışını yapmak zorunda kaldığını, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, borçlu ile üçüncü kişinin aynı anda aynı yerde bir süre faaliyet gösterdikleri, taraflar arası gerek sözleşme bedelinin teminat altına alınması amacıyla yapılan ipotek işlemi, gerekse bedelin taksitler halinde ödenmesi ve ödemelerin Ferit Yalduz ile ... isimli kişilere yapılması ve borçlu şirketin ise sadece işçi alacakları ile kamu borçlarının ödenmesiyle yetinilmesi satım nedeniyle şirket mal varlığında hiç bir artışın meydana gelmediği dikkate alındığında yapılan devir ve devirden kaynaklı edimlerin yerine getirilmesi işlemlerinin muvazaalı olduğunu gösterdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili, borçlu vekili ve tazminat açısından davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 19.07.2019 tarihli ve 2018/2338 Esas, 2019/ 2067 Karar sayılı kararı ile; haciz adresinin borçlu şirket ile üçüncü kişinin İzmir Şube adresi olması, haciz yapılan taşınmaz borçlu şirket mülkiyetinde iken borçlu şirketten alacağı olmadığı tespit edilen tek ortağı ... lehine ipotek tesisi, ardından ipotekli olarak davacı şirket tarafından satın alınması, yine taraflar arasında düzenlenen protokoller ile fabrika binasının tüm ekipmanı ile birlikte satışının yapılması, tüm bu işlemlerin takibe konu borcun doğumu ve 2011 takip tarihinden sonra olması karşısında taraflar arasındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliğinde olduğu, ayrıca takibin durdurulması yönünde bir karar mevcut olmadığından İİK'nin 97/9 maddesi gereğince tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı bu kez davacı üçüncü kişi vekili, davalı borçlu vekili ile tazminat açısından davalı alacaklı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davacı üçüncü kişi vekili tarafından 14.04.2021 tarihinde UYAP sistemi üzerinden gönderilen beyan dilekçesi ve ekindeki duruşma zaptına göre; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/550 Esas sayılı itirazın iptali davasının 19.03.2021 tarihli duruşmasında itirazın iptali talebinin reddine karar verildiğinden eldeki davanın konusunun kalmadığı bildirilmiştir. Anılan belge dikkate alınarak UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, alacaklı tarafından, borçlu aleyhine İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2011/7459 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun borca itiraz etmesi üzerine alacaklı tarafından itirazın iptali istemiyle açılan davada, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2021 tarihli ve 2018/550 Esas, 2021/264 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verildiği, anılan kararın gerekçesinde ise "25.05.2011 tarihli ibraname içeriğindeki "belgedir" başlıklı belge karşısında, davaya konu borcun ödenmesi ile borcun sona erdiği ve davacının alacağının bulunmadığı" belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece dayanak icra dosya borcunun ödenip ödenmediği hususunun araştırılması gerekmektedir. Şöyle ki; bu dava kapsamında borçlunun borcunu ödediğinin anlaşılması halinde, davaya konu mallar üzerindeki hacizler kendiliğinden kalkacağından dava konusuz kalacaktır. Bu durumda; Mahkemece, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekecektir. O halde, Mahkemece, dayanak takip dosyası borcunun ödenip ödenmediğinin araştırılması ve oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 27.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.