MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin paydaş maliki olduğu 8050 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak daha önce İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/519 Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine ecrimisile hükmedildiğini belirterek, bahsi geçen davada bilirkişi raporu ile belirlenen ve davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı tutulan 15.280 TL'nin 12.11.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, davalının haksız işgali devam ettiğinden 28.01.2008 - 02.01.2011 dönemine ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.500 TL'nin dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.04.2016 tarihli dilekçesi ile 28.01.2008 – 03.01.2011 dönemine ilişkin talebini 16.237,50 TL olarak güncellemiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Davalı vekili, davacının ilk talebi olan ek davanın zamanaşımına uğradığını, sonraki dönem yönünden ise müvekkilinin haksız işgali bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uymak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davanın kismen kabulüne, 2.500,00 TL ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kısmen kabulü ile 8050 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazın haksız işgali nedeniyle 16.656 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair 24.12.2012 tarih, 2011/1 Esas ve 2012/612 Karar sayılı ilk hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/2642 Esas, 2013/17595 Karar sayılı ilamı ile özet olarak; “ .. davanın dayanağını teşkil eden İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.12.2010 tarihli; 2010/519 Esas ve 2010/497 Karar sayılı sayılı kararının Dairece bozulması üzerine, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/47 esasına kaydedildiği ve davanın derdest olduğu görülmektedir. Hal böyle olunca, eldeki davanın çözüme kavuşturulabilmesi açısından; İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/47 esasında kayıtlı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının sonucunun beklenmesi, ondan sonra işin esası yönünden tarafların tüm delillerin toplanması, sonucuna göre bir karar verilmesi..” gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuş, mahkemenin bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda 23.02.2017 tarihli ve 2014/176 Esas 2017/110 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 28.01.2003-28.01.2008 dönemi için 15.280,00 TL ve 28.01.2008-02.01.2011 dönemi için 16.237,50 TL olmak üzere toplam 31.517,50 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine; (28.01.2008-02.01.2011 dönemi için belirlenen 16.237,50 TL'nin 2.500,00TL'sine dava tarihi olan 03.01.2011 tarihinden itibaren, bakiye 13.737,50 TL' lik kısma ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine) karar verilmiş, hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.10.2018 tarih ve 2018/2269 Esas, 2018/17516 Karar sayılı ilamı ile “ … Davacının ilk talebinin daha önce açılan davada 28.01.2003 – 28.01.2008 dönemlerine ilişkin ecrimisil bedelinden fazlaya ilişkin saklı tutulan kısıma ilişkin olduğu, … davacının saklı tuttuğu bu ecrimisil miktarı 6.395 TL olarak belirlenmiş olup, bu miktar üzerinden yasal faiz uygulanarak tahsiline karar verilmesi gerektiği, ayrıca davacının önceki davada dava edilmeyen fazlaya ilişkin haklara yönelik ecrimisil miktarı hakkında davalının zamanaşımı defi değerlendirilerek, davacının 03.01.2006 tarihinden itibaren ecrimisil talep edebileceğinin de gözönünde bulundurulması gerektiği, bunların yanısıra, 24.12.2012 tarihli ilk karar davacı tarafça temyiz edilmemiş olup, bu kararda hükmedilen ecrimisil miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu” belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile 2.500 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır.
Somut olaya gelince; mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Önceki döneme ilişkin İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/47 Esas ve 2013/10 Karar sayılı kesinleşen ilk dosyada davacı tarafça 28.01.2008 – 28.01.2003 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil talep edildiğine, ve eldeki davada ise 03.01.2011 – 03.01.2006 tarihleri arasındaki dönem için talepte bulunulduğu davalının zamanaşımı savunması dikkate alınarak belirlendiğine göre; mahkemece yapılması gereken iş, Dairemizin 17.10.2018 tarih ve 2018/2269 Esas, 2018/17516 Karar sayılı ilamı ile belirtildiği şekilde, önceki döneme ilişkin kesinleşen 2012/47 Esas ve 2013/10 Karar sayılı dosyadaki talep ve hüküm dikkate alınarak, 28.01.2008 – 03.01.2006 tarihleri arasındaki döneme ilişkin saklı tutulmuş olan miktara, eldeki dosyada davacı tarafın talebi de göz önünde bulundurularak, mükerrer ödemeye meydan verilmeksizin hükmedilmesi olmalıdır.
28.01.2008 tarihinden eldeki davanın açıldığı 03.01.2011 tarihine kadar olan döneme ilişkin ise, davacının talebi, talep artırımına ilişkin 12.04.2016 tarihli dilekçesi ve dosya arasında bulunan bilirkişi raporları göz önünde bulundurulmak suretiyle, yukarıda ve önceki ilamda açıklanan şekilde usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, bozma gereklerine, ilamda belirtilen ilkelere ve yönteme uygun olarak, mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy