MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2612 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı ile birlikte paydaşı olduğunu, davalının taşınmazı tek başına konut olarak kullandığını, sözlü ihtarlarına rağmen davalının herhangi bir kullanım bedeli ödemediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için 36.071,34 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 1995 yılında metruk ve harabe durumdaki taşınmazı tadilat, bakım, onarımı ile emlak vergilerinin tarafından karşılanması şartıyla ileride satış veya ortaklığın sona erdirilmesi durumunda kendisinden herhangi bir bedel talep edilmeyeceği hususunda davacı ile anlaştığını, ecrimisil koşullarının oluşmadığını, davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin 06.11.2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 16.12.2014 tarihli ve 2014/66 Esas, 2014/552 Karar sayılı kararı ile davacının ihtar tarihine kadar davalıdan talepte bulunduğuna dair yazılı bir belge sunamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair verilen hükmün taraf vekillerince temyizi neticesinde; Yargıtay 1. H.D.'nin 22.02.2018 tarihli ve 2015/7138 Esas, 2018/1105 Karar sayılı kararı ile; " tarafların çekişme konusu taşınmazda paydaş oldukları ve davacı yönünden intifadan men koşulunun oluştuğu gözetilerek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil miktarının denetime uygun şekilde saptanması, bilirkişi tarafından belirlenen ecrimisil tutarı üzerinden, davacının payına karşılık gelen ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği" gerektiğinden bahisle bozma kararı vermiştir.
Bozmaya uyma kararı sonrası Mahkemece; "tanık ifadelerinden intifadan men koşulunun ihtarnamenin tebliğinden önce gerçekleştiği, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil talebinde bulunabileceği sonucuna varılmış, taşınmazın bilirkişilerce 10.02.2009- 10.02.2014 tarihleri ile ilgili toplam 45.252,00 TL ecrimisile mütehammil olduğu ve bu değerden davacının 1/2 payına 22.626,00 TL ecrimisil isabet ettiği" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüyle 10.02.2009 - 10.02.2014 tarihleri ile ilgili toplam 22.626,00 TL ecrimisilin dönem sonları itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine dair verilen karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların kardeş olup çekişmeli 2612 ada 14 parsel sayılı kargir ev vasıflı taşınmazda yarı yarıya paydaş oldukları ve taşınmazın tamamının davalının kullanımında olduğu anlaşılmaktadır.
HMK'nin 297/2. maddesi (HUMK'un 389. maddesi) gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları tek tek belirtmesi gerekir. Aksi halde hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Bilindiği üzere ecrimisil davalarında, her dönem için belirlenen miktara dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faiz yürütülmesi gerekmektedir. Davacı, dava dilekçesinde dava tarihinden geriye dönük olmak üzere 5 yıl için talep ettiği ecrimisilin dönem sonlarından itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş olup, Mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile 10.02.2009 - 10.02.2014 tarihleri ile ilgili toplam 22.626,00 TL ecrimisilin dönem sonları itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine hükmedilmişse de, hükmün bu haliyle infaza elverişli olduğu söylenemez.
Mahkemece, dosya arasında bulunan 10.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunularak, hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile; Yerel Mahkeme hükmünün 1 nolu ''Davanın kısmen kabulü ile 10.02.2009-10.02.2014 tarihleri ile ilgili toplam 22.626,00 TL ecrimisilin dönem sonları itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine'' bendinin ''Davanın kısmen kabulü ile 10.02.2009-10.02.2010 dönemi için 4.020,00 TL, 10.02.2010-10.02.2011 dönemi için 4.068,00 TL, 10.02.2011-10.02.2012 dönemi için 4.446,00 TL, 10.02.2012-10.02.2013 dönemi için 4.932,00 TL, 10.02.2013- 10.02.2014 dönemi için 5.126,00 TL olmak üzere toplam 22.626,00 TL ecrimisilin ait olduğu dönemlerin sonundan itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine'' şeklinde düzeltilmesine hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.